Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Katılan ile eşi arasında devam eden boşanma davasının talimat duruşmasında tanık sıfatıyla dinlenilen sanığın sarf ettiği "ahlak yapısı son derece zayıf bir insan" biçimindeki sözün, sanığın ifadesinin bütünlüğü içerisinde değerlendirildiğinde boşanma davasıyla bağlantılı olup kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldırı niteliği taşımadığı gözetilmeden, yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Kabule göre de,
a- Hakaret suçundan hüküm kurulurken, seçimlik cezalardan tercih edilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi suretiyle TCK'nın 50/2. maddesine aykırı davranılması,
b- 5275 sayılı Yasa'nın 108. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin, yalnızca hapis cezalarına ilişkin olduğunun, aynı Yasanın adli para cezalarının infaz yöntemini gösteren 106. maddesinde de mükerrirlerle ilgili bir düzenlemeye yer verilmediğinin anlaşılması ve 5237 Sayılı TCK'nın 50/5 maddesinde asıl mahkumiyetin, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbir olduğunun belirtilmesi karşısında, hakaret suçundan adli para cezası hükmolunan sanık hakkında TCK'nın 58/6-7. maddelerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken karşı temyiz olmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 16/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.