Taraflar arasında görülen davada Mersin 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.04.2009 gün ve 2004/527 - 2009/97 sayılı kararı onayan Daire’nin 31.01.2011 gün ve
2009/7775 - 2011/891 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili Banka ile Med Pal firması arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, kullandırılan krediye teminat olarak davalı ...'un 20067146 numaralı hesabına Mersin Noterliği'nin 24.05.1985 tarih ve 23922 numaralı vekaletnamedeki yetkilere dayanılarak davalı ... tarafından rehin konulduğunu, yazılı rehin blokaj sözleşmesi düzenlendiğini ve vekaleten rehin veren davalı ... ve lehine rehin verilen kredi müşterisi Med Pal-davalı ... tarafından imzalandığını, davalı ...'ın kredi borcunun aynı zamanda müşterek borçlusu ve müteselsil kefili olduğunu, kullanılan kredinin zamanında ödenmemesi üzerine cari hesabın kat edildiğini, durumun Med Pal ve ...'a bildirildiğini, kredi borcunun teminatı olan davalı ... hesabındaki blokajın kaldırılarak kredi hesaplarına intikal yapıldığını, ancak ... vekilinin 28.5.2004 tarihli ihtarnamesi ile rehin blokaj sözleşmesinin yapılmasına dayanak teşkil eden vekaletnamede temsilci ...'ın rehin blokaj sözleşmesi yapmaya yetkisinin bulunmadığını ve bu nedenle de ...'un hazine bonosu hesabından blokajın kaldırılması ve blokaj kaldırma anına kadar geçen süre içerisinde hazine bonolarına uygulanan faizin uygulanması isteminde bulunulduğunu, halbuki söz konusu vekaletnamede davalı ...'a çok geniş yetkiler verildiğini, para çekme yetkisine sahip olan vekilin aynı para üzerinde bir başkası lehine rehin tesis etme hakkına sahip olduğunu, azın çoğu kapsadığını, BK'nun 388. uyarınca özel yetki gerektiren hallerin tahdidi olarak sayıldığını, davalılar arasında yakın aile ilişkisi olduğunu, bu durumun davalıların kötü niyetle kredinin tahsilini engellemek amacında bulunduklarını gösterdiğini ileri sürerek, müvekkili Banka ve ... (Med Pal) lehine diğer davalı ... tarafından vekaletnemeye istineden davalı ... hesapları üzerine konulan rehin blokaj işleminin ve rehin blokaj sözleşmesinin geçerliliğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalılardan ... vekili, müvekkilinin davacı bankanın hazine bonosu müşterisi olduğunu, davacı banka ile yaptığı işlemlerde vekil kullanmadığını, Met Pal firması ile arasında her hangi bir banka ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin davalı .... ...'ı sınırlı işlemler yapmak için temsilci tayin ettiğini, davacı bankanın kredi borcunun ödenmemesi üzerine yasal yollara baş vurmak yerine haksız bir biçimde rehin blokaj sözleşmesinin miktar kısmının sonradan doldurularak müvekkili hesabını kredi hesaplarına intikal ettirdiğini, davalı ...'ın rehin blokaj sözleşmesini kendi nam ve hesabına imzaladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davacı banka ile davalı ... arasında imzalanan kredi sözleşmesine kefil olarak imza attığını,davacı bankada talepte bulunmalarına karşılık kendilerine hesap ekstresi verilmediğini, kendisinin davalı ...'un damadı olduğunu, davalı ...'un kendisine l985 yılında vekalet verdiğini, söz konusu vekaleti Bağ-Kur işlemleri haricinde kullanmadığını, rehin blokaj sözleşmesini davacı bankanın bizzat kendisi ile imzaladığı boş bir belge olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., davacı bankanın kendisine hesap ekstresi göndermediğini, rehin blokaj sözleşmesinin davalı ...'ın kendi nam ve hesabına borç altına girdiğini, bu sözleşmenin miktar kısmının sonradan doldurulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı banka ile davalı ... arasında davalı ...' ın kredi borcunun teminatı olarak rehin ve blokaj sözleşmesi yapıldığı, davaya konu olan sözleşme rehin veren sıfatı ile davalı ... kredi borçlusu sıfatı ile ... adına akdedildiği, ancak rehin kurulan hesap olarak davalı ...'un hesabının gösterildiği, davalı ...' ın kendi ad ve hesabına akdettiği rehin ve blokaj sözleşmesinden temsil olunan sıfatı ile davalı ...'un sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, davalı ... tarafından davalı ...'a bazı işlemler için temsil belgesi verilmesi taraflar arasında vekalet sözleşmesi olduğu anlamına gelmeyeceği, ayrıca sözkonusu işlemlerde taraf olan davacı bankanın basiretli tacir yükümlülüğü şeklinde belirtilen objektif özen yükümlülüğüne uygun hareket ettiğinin söylenemeyeceği, bu nedenle geçerli bir rehin sözleşmesini kurulmamış olduğu gerekçesiyle, davanın reddine dair karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 31.01.2011 tarihli kararı ile onanmıştır.

Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınmadığı anlaşılan 38,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 06.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.