Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.10.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 30.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Davacılar, murisleri ... ...’ın kardeşi ... ... ile birlikte 17.3.1973 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile 33,34,35 ve 36 parsel sayılı taşınmazlarda ...’den kendi ve velayeti altındaki kızı ...’e miras yolu ile intikal eden paydan 255 dönüm yeri müştereken satın aldıklarını,satın alındığı tarihten beri zilyetliklerinin devam ettiğini,satıcılar ...’ın vefat ettiğini ve davalı mirasçıların bu yerdeki hisseleri diğer davalı ... ...’e muvazaalı olarak sattığını,tüm nedenlerle dava konusu taşınmazlarda murisin satın aldığı payın adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalılar vekili, BK'nun 125. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımının dolduğunu,taşınmazı kendisinin kullandığını ve şahsi hakkını üçüncü kişi konumunda olan davalı ...’e karşı ileri süremeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme,dava konusu taşınmazların zilyetliğinin davacı tarafda olmadığı, bu nedenle davanın BK.nun 125 .maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir.
Hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme
türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez.
Somut olayda kadastro tesbitinden sonra satışa konu olan taşınmazların satın alan ... ve ... ... ‘e teslim edildiği ve onlar tarafından ve mirasçıları tarafından kullanıldığı,alıcı ... ‘un ve ...’nün ölene kadar kullandığı, dosya içeriğinden davacı ve tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Taşınmaz satın alanlara teslim edildiği anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru değildir. Mahkemece işin esası incelenerek, sonucu doğrultusunda karar kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmamıştır, karar bu nedenle bozulmalıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASI, istek halinde temyiz harcının yatıranlara iadesine, 5.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.