Dava, hizmet tespiti ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, davalı işverene ait iş yerinde 10.11.2009-17.08.2010 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının ve prime esas kazancının 800,00 TL olduğunun tespitini talep etmiş, Mahkemece, davanın kabulü ile davacının, davalı işverene ait işyerinde 01.05.2010-17.08.2010 tarihleri arasında asgari ücretin 1,05 katı net ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
1-Mahkemece, davacının davalı işverene ait işyerinde çalıştığı sürenin tespiti yönünde kurulan hüküm yerindedir.
2-Ancak, tespit edilen çalışma süresinin aylık 800 TL ücret üzerinden saptanmasına yönelik verilen mahkeme kararı ise, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 20.10.2010 T., 2010/10-480 E., 2010/523 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10. maddesidir. Anılan Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak her türden kanıtın toplanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Ücret miktarı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 288. maddesindeki sınırları aşıyorsa, hüküm altına alınabilmesi için yazılı delil ile ispatlanması gerekir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür. (Hukuk Genel Kurulu’nun 2009/21-249 Esas, 291 Karar sayılı kararları)
Davacının hizmet süresinin tespitini talep ettiği dönemlere ilişkin ücret bordroları,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/21-249 Esas, 291 Sayılı Kararı dikkate alındığında, mahkemece; davacının tespitine karar verilen süredeki prime esas kazançlarının belirlenmesinde yukarıdaki esaslar dahilindeki deliller celp edilip, değerlendirilmeli ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/21-249 Esas, 291 Sayılı Kararı dikkate alındığında, mahkemece; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, davacının imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi belgeler ve yukarıdaki esaslar dahilindeki deliller celp edilip, sonucuna göre karar verilmelidir.
3-Dava dilekçesindeki talebe göre, hüküm altına alınmayan süre yönünden, kabul ret oranına göre yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yargılama giderinden sadece davalıları sorumlu tutacak şekilde hüküm kurulmuştur.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının davalılardan ...ya iadesine, 24.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.