Dava, davacının davalı işveren yanındaki çalışmaları kapsamında 01.10.2008 tarihi öncesi itibari hizmet süresinin tespiti ve sigortalılık sürelerine eklenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili ile davalıların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava konusu edilen dönemde geçerli, 506 sayılı Yasanın Ek. 5. maddesindeki düzenlemeyle tanınan itibari hizmet süresinden yararlanma olanağı, Yasanın öngördüğü biçimde, işkolu ve işyeri koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde, “Azotlu gübre ve şeker sanayiinde, fabrika, atölye, havuz ve depolarda, trafo binalarında çalışan sigortalılardan, 1. Çelik, demir ve tunç döküm, 2. Zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü ve patlayıcı gaz, asit, boya işleriyle gaz maskesi ile çalışmayı gerektiren işlerde, 3. Patlayıcı maddeler yapılmasında, 4. Kaynak işlerinde çalışanlar” için öngörülmüş olup; anılan madde koşullarının davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin bilimsel ve teknik veriler ışığında incelenmesi amacıyla oluşturulan kimya ve makine mühendisi ile göğüs hastalıkları uzmanı bilirkişi kurulu tarafından dosya üzerinden ve sigortalının çalışmalarının geçtiği Ağrı şeker fabrikasında kampanya döneminde yapılan önceki keşiflere dayalı olarak düzenlenen 21.05.2012 tarihli raporda, şeker fabrikasındaki üretim döneminde geçen tüm çalışmalar yönünden itibari hizmet şartlarının gerçekleştiği bildirilmiş, mahkemece bu rapor esas alınarak revizyon döneminde itibari hizmet şartlarının bulunmadığı gerekçesi ile hüküm kurulmuştur.
Mahkemece, işin yapıldığı iş yerinde revizyon döneminde keşif yapılarak, işyerinde yapılan işin niteliği ve üretim aşamalarına göre, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın Ek 5/IV. maddesindeki şeker sanayi işyerinin revizyon dönemindeki çalışmaları nedeniyle sigortalının çalıştığı yerle ilgili olarak, 1-Çelik, demir ve tunç döküm, 2-Zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü ve patlayıcı gaz, asit, boya işleriyle gaz maskesi ile çalışmayı gerektiren işlerde, 3-Patlayıcı maddeler yapılmasında, 4-Kaynak işlerinde çalışanların itibari hizmet süresinden yararlandırılması gereğine ilişkin koşulların oluşup oluşmadığı, üretim ve üretimle ilgili teknik ve yardımcı birimlerin birbirlerine bağlantı ve uzaklıkları ile bir bölümdeki fiziksel dış etkenlerden diğer bölümlerdeki çalışanların etkilenme dereceleri de belirlenerek, davacı işçinin işyerinde yapmakta olduğu işin niteliğine göre hangi zararlı etkenlerden ne şekilde etkilendiği hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturularak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, revizyon dönemine yönelik yetersiz inceleme içeren bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
2-Kabule göre de;
A-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”. Somut olayda; davacı, dava dilekçesinde, açıkça, davalı işveren yanındaki çalışmaları kapsamında 01.10.2008 tarihi öncesi itibari hizmet süresinin tespiti ve sigortalılık sürelerine eklenmesini talep etmesi karşısında, mahkemece, talep aşılarak, davacının 01.10.2008-22.11.2010 tarihleri arasındaki çalışmaları yönünden de sigorta primi ödenmiş gün sayısı x 0,25 formulü ile belirlenecek süre kadar itibari hizmet süresinin sigortalılık süresine eklenmesine karar verilmesi,
B-Davacının itibari hizmet süresinin belirlenmesinde esas alınacak sigortalılık süreleri davalı işverenden sorularak hükümde belirtilmesi gerekirken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Yasasının 297. maddesinin 2. fıkrasındaki “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” yönündeki amir hükme aykırı olarak, infazda tereddüt oluşturacak şekilde, “28.09.1989-22.11.2010 tarihleri arasında geçen kampanya dönemlerinde çalıştığı süre için itibari hizmet süresi (sigorta primi ödenmiş gün sayısı x 0,25 formulü ile belirlenecek süre kadar) verilerek sigortalılık süresine eklenmesi gerektiğinin tespitine, ” karar verilmesi,
C- Hukuk Muhakemeleri Kanunun 322. maddesinin 2. fıkralarının “Yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir.” hükmüne aykırı olarak davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin nelerden ibaret olduğunun ayrıntılı olarak hükümde gösterilmemesi, ayrıca anılan Kanunun 326. maddesinin 2. fıkralarının “Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.” hükmüne de aykırı olarak, davalı Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.
tarafından yapılan yargılama giderinden davacının kabul ret oranına göre sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ve davalıların vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalı Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'ne iadesine, 24.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.