Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davacı ve bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, bir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 700.maddesi "bir paydaşın kendi payı üzerinde intifa hakkı kurması halinde, diğer paydaşlardan biri intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden başlayarak üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı buna düşecek bedel üzerinde devam eder" hükmünü taşımaktadır. Yürürlükten kaldırılan Türk Kanunu Medenisi'nde bulunmayan bu yeni düzenleme ile bir pay üzerinde intifa hakkı kurulması halinde diğer paydaşlardan biri üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa, satış yoluyla yapılacak paylaşmada pay üzerinde intifa hakkı bulunmaksızın satışın yapılması ve intifa hakkının söz konusu paya düşen bedel üzerinden devam etmesi esası getirilmiştir. Diğer yandan dava intifa hakkı sahibinin haklarını yakından ilgilendirdiğinden satış yoluyla paydaşlığın giderilmesi istenen taşınmaz üzerinde intifa hakkı varsa bu hak sahibinin davaya dahil edilmesi zorunludur.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen ve satışına karar verilen 273 ada 20 parsel nolu taşınmazda dava açıldığı sırada ... paydaş iken yargılama sırasında getirtilen tapu kaydına göre adı geçen paydaşın intifa hakkını muhafaza ederek payın çıplak mülkiyetini dava açıldıktan sonra 14/10/2010 tarihli satışla davalı ...’ye devrettiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan esaslara göre mahkemece paydaş ...’ye ait pay üzerindeki intifa hakkının satış bedeli üzerinden devamına karar verilmesi gerekirken bu hususta karar verilmemesi doğru olmadığı gibi sadece payın çıplak mülkiyetini devreden davalı ... hakkında açılan davanın, bu davalının payını devretmiş olduğundan bahisle taraf sıfatı kalmadığından reddine karar verilmesi de doğru değildir.
Ayrıca satış bedelinin nasıl dağıtılacağı hakkında hüküm kısmında bir karar verilmemiş olması da isabetsizdir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 24/12/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.