Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava temerrüt nedeniyle tahliye ve kira alacağının tahsiline ilişkindir: Mahkemece kiralanın tahliyesine ve kira alacağının tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına toplanan delilere hükmün dayandığı gerekçelere göre alacağa ilişkin davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin tahliyeye ilişkin temyizine gelince:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının maliki olduğu taşınmazda davalı şirket temsilcisi ile imzaladıkları kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, 2011/2012 dönemine ait kira bedelinin 7.000.- Avro olduğu halde davalı tarafından 14.8.2011 tarihinde yıllık kira olarak 1.500.- TL yatırıldığını, bu bedelin bilahare banka kanalı ile kendisine iade edildiğini, yıllık kira ödenmemiş olmamasına rağmen davalının Kayseri 1 Noterliğinin 14.9.2011 tarih ve 23365 yevmiye nolu ihtarname gönderdiğini, davalının her kira başında zorluk çıkardığı için davalıyı mecurda kiracı olarak bulunmasını istemediğini belirterek davalının temerrüde düşmesi nedeniyle kiralananın tahliyesi ve yargılama sırasında geçecek süre zarfında işleyecek kira bedelinin tahsilini istemiştir. Davalı vekili ise temerrüt şartlarının oluşmadığını,kira bedeli yatırıldığı halde iade edildiğini, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Borçlar Kanununun 260.maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının muaccel (istenebilir) olması ve bu kira bedelinin verilen otuz (30) günlük sürede ödenmemiş bulunması ve ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Kira parası götürülüp ödenmesi gereken borçlardan olduğundan, kiralayana götürülüp elden ödenmesi veya gideri kiracıya ait olmak koşuluyla konutta ödemeli olarak PTT kanalıyla gönderilmesi gerekir. Bundan ayrı, sözleşmede özel bir koşul kabul edilmişse bu hususta gözönünde tutulmalıdır. Açıklanan şekilde yapılmayan ödemeler yasal ödeme olarak kabul edilemez. Ancak teamül haline gelmiş bir ödeme şekli varsa bu şekilde yapılan ödemede geçerlidir.
Olayımıza gelince;Hükme esas alınan 15.8.2008 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli sözleşme konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede her yıl yıllık kira bedeli belirlenmiş ve kira bedellerinin her kira döneminin başlangıç tarihinde nakden ve peşin bankaya yatırılacağı kabul edilmiştir. Borçlar Kanununun 260.maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenilen kira parasının muaccel (istenebilir) olması ve bu kira bedelinin verilen otuz (30) günlük sürede ödenmemiş bulunması ve ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin ve tahliye davası açılacağı açıkça belirtilmesi gerekir. Davacı tarafından ödenmeyen kira bedellerinin ödenmesi için davalıya keşide edilmiş süreli ihtar bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Temerrüt ihtarı gönderilmeden ve kiralayan temerrüde düşürülmeden temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilemez. Bu nedenle tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle tahliye isteminin de kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yukarıda bir nolu bentte açıklanan nedenle alacağa ilişkin hüküm kısmının ONANMASINA, tahliyeye ilişkin hüküm kısmının BOZULMASINA, onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına, 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.