Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili yönünden katılma yoluyla temyizi istenilmekle, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı vekili; davalının 23/06/2014 tarihinde saat 12: 30 sularında müvekkilinin eczanesinde olduğu ve rutin işleyişin sürdüğü mesai saatleri içerisinde eczaneye gelerek sorun çıkarmaya başladığını, her ne kadar davalıdan dışarı çıkması istenilmiş ise de dışarı çıkmayarak müşterilerin önünde hakaret ederek masayı yumrukladığını, bu da yetmezmiş gibi masayı kenarından tutarak sertçe yere vurduğunu olayı gösteren güvenlik kamerası görüntülerinin dosyada mevcut olduğunu, müvekkilinin kendisine yönelik gerçekleşen haksız fiiller sebebi ile korku ve dehşete kapıldığını eczanede bulunan müşterilere karşı kendini mahcup hissettiğini, bu olayın müvekkilinin müşterilerinin gözünde itibarının düşmesine sebep olduğunu, olaydan sonra iş yerine gittiğinde huzursuz olduğunu ve çalışmakta zorlandığını, davalının bu hareketleri aynı zamanda hakaret suçunu, konut dokunulmazlığını ihlal suçunu, tehdit ve mala zarar verme suçunu oluşturulduğundan müvekkilinin haksız fiil neticesinde kendini avukatla temsil ettirmek zorunda kaldığını iddia ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 20.000,00 TL manevi, 6.125,00 TL maddi tazminatın zararın doğduğu tarih olan 23/06/2014 tarihinden itibarin işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili; davacının 2014 yılı Haziran ayında müvekkilinin işverenini arayarak ortada sebep yokken bir daha davalının eczanesine gelmemesini söylediğini, müvekkilinin işten çıkarılma ile karşı karşıya kaldığını ve işin aslını öğrenmek için davacının işyerine gittiğini ortada haksız tahrik olmasına rağmen yine de kimseye zarar vermeden olay yerinden ayrıldığını, davacının iş yerini kapatmasının gerçek dışı olduğunu, olaydan sonra psikolojik bunalıma süreklenen müvekkilinin geceleri uyuyamaz hale geldiğini işten atılma kaygısı ve endişesine kapıldığını tüm bunlardan sonra Ortaköy Beltaş Aile Sağlığı Merkezi'nden organik olmayan insomnia anksiyete bozuklukları teşhisiyle üç günlük istirahat raporu aldığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat talebinin ise 3.000,00 TL olarak kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuş; İstinaf Mahkemesi tarafından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, 6.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmiştir.
1) Davalı vekilinin davacı lehine takdir edilen manevi tazminata yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2020 yılı için 72.070,00 TL dir.
HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 72.070,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin Bölge Adliye Mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir.
Somut olayda; davacı 20.000,00 TL manevi tazminat, 6.125,00 TL maddi tazminat talep etmiş, mahkemece maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminatın ise 3.000,00 TL olarak kabulüne karar verilmiş, davacının ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, manevi tazminatın 6.000,00 TL olarak kabulüne, diğer istinaf sebeplerinin ise reddine karar verilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince reddi gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesine gelince;
Katılma yolu ile temyiz, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlıdır ve ona tabidir. Asıl tarafın temyiz ettiği kararın temyizi kabil değilse (HMK m.362), karşı (kendi temyiz süresini geçirmiş olan taraf) taraf cevap dilekçesi (katılma yolu) ile hükmü temyiz edemez. Temyiz yoluna başvuranın temyiz talebi Yargıtay tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın temyiz talebi de reddedilir (HMK. m.366,348/2).
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verildiğine göre, katılma yolu ile kararı temyiz eden davacı vekilinin de 6100 sayılı HMK’nun 348. maddesi gereğince temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin 362/1-a maddesi gereğince REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin HMK’nın 348. maddesi gereğince REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya ve davalıya geri verilmesine 12/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.