Hükümlülük ve müsadere
27.04.2011 tarihli oturumda son sözün sanığa verildiği anlaşılmakla ve sanığın duruşmada okunan adli sicil kaydını kabul etmesi karşısında, TCK.nun 58 maddesinin uygulanması için ek savunma verilmesine gerek bulunmadığından, tebliğnamede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın, suçun sabit olmadığına yönelik yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
5237 sayılı TCK.nun 53/3. madde ve fıkrası uyarınca, sanığın yalnızca kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar kısıtlama uygulanabilecek iken, kendi altsoyu dışındakiler üzerindeki yetkilerini de kapsayacak şekilde uygulama yapılması,
Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinin uygulamasına ilişkin kısmın çıkartılarak yerine ''Sanığın, 5237 sayılı TCK.nun 53/1-3 madde ve fıkraları uyarınca, (c) bendinde sayılan kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkı, vesayet ve kayyımlığa ait haklardan koşullu salıverilmeye kadar, madde ve bentlerde sayılan diğer haklardan ise hükmolunan hapis
cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına'' yazılmak suretiyle hükmün (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 24.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.