... ile Hazine, ... (... oğlu), ... (... kızı) aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 23.12.2008 gün ve 32/585 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı ... vekili, dava konusu 1353 parsel ... taşınmazın, 14/40 pay maliki ... oğlu ... ile 7/40 pay maliki ... kızı ...’nin tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan kişiler olduğunu, 20 yılı aşkın süreden beri müvekkilinin eklemeli zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek toplam 21/40 paya karşılık gelen 5334 m2'lik bölümünün iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı lehine kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüyle 1353 parselin 08.05.2008 tarihli krokide A harfi ile işaretli 4440 m2'lik bölümüne ilişkin tapunun davalılar adına olan kaydının iptaliyle, davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hüküm süresinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK.nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK.nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir. Kanun maddesinde yazılı her iki neden ayrı davaların konusudur.
Davacı vekili “malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması” nedenine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK.nun 10.4.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar ... ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olayda; uyuşmazlık konusu 1353 parsel 25.09.1956 tarihinde yapılan tapulamada, 658 Tahrir numaralı vergi kaydının kapsamında kaldığı, ... İbrahim Ağa oğlu ...’in 50-60 seneyi mütecaviz bir zamandan beri zilyetliğinde bulunduğu, 35 yıl evvel ölümü ile oğulları... ve ... ile kızı ... ile eşi ...’a kaldığı başkaca mirasçısının bulunmadığı belirtilerek paylı mülkiyet şeklinde 14/40’ar payları ... ve..., 7/40 payı ... ve 5/40 payı da ... adına tespit edilmiş, tutanak itirazsız 27.03.1957 tarihinde kesinleşerek tespit gibi tapu siciline tescil edildikten sonra, aynı murisin mirasçıları olan dava dışı pay malikleri... ve ... tarafından açılan nüfus kaydının düzeltim davası sonunda ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.05.2002 gün 2002/90 Esas 2002/410 Karar ... hüküm ile...’in adı “İbrahim Halil Bayna” ...’ın adı ise “... İnce” olarak düzeltilmiş, adı geçenler paylarını 05.11.2002 tarihinde dava dışı Vakkas Metin Yılmaz’a satmışlardır. Dosya arasında bulunan revizyon 658 tahrirli vergi kaydının mükellefi de tespit maliklerinin murisleri ... İbrahim olarak gözükmektedir. Açıklanan tüm bu maddi olgular ve hukuki bilgiler ışığında, dava konusu pay maliklerinin kim olduklarına ilişkin bilgi ve belgelerin tapu kütüğünden çıkarılması mümkün olduğundan, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kanun maddesine yanlış anlam yüklenerek, yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları tüm bu açıklamalar nedeniyle yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan yerel mahkeme hükmünün 6100 ... HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 ... HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.