Davacı, ... kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, ... kazası nedeniyle sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı sigortalının maddi tazminat isteminin SGK tarafından bağlanan gelirlerle karşılandığından reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; ... kazası sonucu davacı işçinin sürekli ... göremezlik oranının % 22 olduğu, SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından olayın ... kazası olduğunun tespit edildiği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ... Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda, davalı işveren şirketin % 80, davacı işçinin % 20 oranında kusurlu bulunduklarının belirtildiği, ... 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nce alınan kusur raporunda, dava dışı ... yeri yetkilisi ve müdürü ...’ın asli ve birinci derecede, davacı işçinin tali derecede kusurlu olduklarının belirtildiği, mahkemece hükme esas alınan ... güvenliği uzmanları bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 15.09.2010 tarihli kusur raporunda, davalı işveren şirketin % 70, davacı işçinin % 20, dava dışı ... yeri yetkilisi ve müdürü ...’ın % 10 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, bilirkişi hesap raporunda asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamada davacı işçinin karşılanmamış zararının bulunmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten, bir ... kazası sonucu zarara uğrayan işçinin veya işçinin ölümü halinde hak sahiplerinin tazminat davası, işveren veya kusurlu üçüncü kişilere karşı yöneltilir. Ayrıca, aracı olarak nitelendirilen kişilerce işe alınan işçilerin uğrayacakları zarardan dolayı asıl işverenin aracı ile birlikte sorumlu olacağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasa’nın 1. maddesi gereğidir. Bunların dışındaki kişilerin, maddi ve manevi tazminattan işveren, kusurlu üçüncü kişiler veya asıl işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğu söz konusu değildir.
Somut olayda, davacı, davalılardan ... Makine ve ... San. Ltd. Şti.’de işçi olarak çalışmakta olup, olay günü, eksantrik açık kalıp preste şekillenen malzemeyi eli ile almak isterken pres başlığının sol elinin üzerine düşmesi sonucu parmaklarından yaralandığı, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davalılardan ... ve ...’in, davalı işveren ... Makine ve ... San. Ltd. Şti.’nin ortakları olduğu anlaşılmaktadır. Davalılar ... ve ..., davacı işçinin işvereni (asıl veya alt işvereni) olmadıkları gibi, hükme esas alınan 15.09.2010 tarihli kusur bilirkişi raporunda da anılan davalılara bir kusur izafe edilmediğinden ve haksız fiil failleri olmadıkları da anlaşıldığından davacı işçinin ... kazası sonucu oluşan zararından bu davalıları sorumlu tutmak mümkün değildir.
Hal böyle olunca, Mahkemece, bu davalılar hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, hüküm altına alınan manevi tazminattan nedenleri ve dayanakları gösterilmeksizin davalılar ... ve ...’in de müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan, zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının, maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacı işçinin imzasını taşıyan ücret bordrolarının dosya içerisinde bulunmadığı ve asgari ücret üzerinden hesap yapılan bilirkişi raporunun hükme esas alındığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak ...; davacı işçinin imzasını taşıyan ücret tediye bordroları getirtmek, bordro bulunmaması veya davacının imzasını taşımaması halinde, davacının yaptığı ..., yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle ilgili meslek odasından olay tarihinden günümüze kadar emsal işçinin alabileceği günlük net ücreti her yıl için ayrı ayrı sormak ve hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan veriler nazara alınarak yukarda açıklanan esaslara göre bilirkişiye zarar hesabı yaptırılarak çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine 24/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.