Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı üçüncü kişi vekili; borçlu aleyhine yapılan takipte borçlu şirket adresinde haczedilen "...Hes 154 kv şak sahası projesine ait 69,852 kg galvanizli demir şalt sahası malzemesinin" müvekkili şirkete ait olduğunu, söz konusu malların müvekkili şirket ile ... Enerji.... A.Ş. arasında 08.04.2010 tarihli ... HES 154 kv, ... HES 154 kv ve ...HES 154 kv şalt sahası projeleri kapsamında imzalanan sözleşme gereğince satın alındığını, yine yüklenici ... Enerji... A.Ş. tarafından müvekkiline satılan malların şirketin proje sahasında depolama alanı olmamasından dolayı borçlu adresinde bulunan fabrika depolama sahasında bırakıldığını belirterek istihkak davasının kabulüne, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; mahcuzların borçluya ait olduğunu iddia ederek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, 29.04.2016 havale tarihli bilirkişi raporu uyarınca sunulan belgelerdeki menkullerle mahcuzların aynı cins ve nitelikte mallar olmadığı; haczedilen mallar arasında bulunan sokak aydınlatma direklerinin standart dışı olduğu ve konsolları ile Ankras civataların eksik hurda niteliğinde mallar olduğu satın alındığı iddia edilen malların ise, alım satıma hazır eksiksiz ve paketlenmiş halde yeni ve mamul mallar olduğunun anlaşıldığı, davacı emsal olarak, Adana 4.İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/354 Esas sayılı dosyasından malların aidiyeti konusunda kesinleşmiş karardan bahsetmiş ise de, o dosyada tarafların defler ve kayıtları incelenmiş, ancak satın alınan mallarla haczedilen mallar arasında nitelik ve nicelik itibariyle bir karşılaştırma yapılamamış olduğundan, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler üzerinde yapılan incelemede; davaya konu İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2012/2895 Esas, Adana 13. İcra Müdürlüğünün talimat sayılı dosyası ile 14.06.2012 tarihinde borçlu şirket adresinde ve borçlu şirket vekili huzurunda haciz yapılmıştır. Bu nedenle İİK'nin 97/a maddesinde düzenlenen mülkiyet karinesinin borçlu lehine olduğu kabul edilmelidir. İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan üçüncü kişi fatura, dava dışı ... ... Şirketinin yüklenici olduğu sözleşme ve mahcuzların borçluya yediemin olarak teslim edildiğine dair 10.11.2010 tarihli tutanak sunmuştur. Mahcuzların satılmış olması nedeniyle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu düzenlenen 29.04.2016 tarihli raporda, mahcuzlardan, sokak aydınlatma direklerinin standart dışı olduğu ve konsollar ile Ankras civatalarının eksik hurda niteliğinde mallar olduğu, satın alındığı iddia edilen malların ise, alım satıma hazır eksiksiz ve paketlenmiş halde yeni ve mamul mallar olduğu belirtilerek mahcuzları ile belgelerin uyuşmadığı belirtilmiş, Mahkemece rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesinde de değinilen Adana 4.İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/354 Esas, 2016/555 Karar sayılı dosyasında Adana 1.İcra Müdürlüğünün 2012/5412 Esas sayılı dosyasından davaya konu takip dosyasına iştirak haczi konulmak suretiyle haciz yapıldığı, dolayısıyla mahcuzların her iki dosyada aynı olduğu, belirtilen dosyada üçüncü kişinin davasının kabulüne dair verilen kararın 12.06.2017 tarihinde Dairemizin 2015/14202 Esas 2017/8785 Karar sayılı ilamıyla düzeltilerek onanmasına karar verilip, karar düzeltme talebi reddedilerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Borçlunun ve mahcuzların aynı olduğu emsal dosyada alınan bilirkişi raporunda ise mahcuzlara ilişkin davalı borçlunun defterleri ile davacı üçüncü kişi ve dava dışı ... ....Şirket faturaları incelenerek birbirini doğruladığı, borçlu şirketin mahcuzları stoktan düşürerek kayıt altına aldığı belirtilmiş olması karşısında mahcuzlarla sunulan belgelerin uyumlu olduğu kabul edilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.