Davacı tarafça genel kadastro ile oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemi ile tapu kaydına dayanılarak açılan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Dava konusu ... Köyü 994 parsel sayılı 3.416,16 ve 995 parsel sayılı 4.212 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro sırasında tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 384/72 hisse itibariyle ... ... adına tescil edilmiştir. Davacılar ... mirasçıları, çekişmeli taşınmazda ... adına tescil edilen bu hissede tapu kaydı ile kendi miras bırakanları ...'ün de payı olduğu iddiasıyla bu payın adlarına tescili talebi ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tarafların kök murisi ...'a ait iken ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği, tapuda kayıtlı dava konusu taşınmazların bir bölümünün davalıların murisi...'e kök muris ...'dan miras payı olarak intikal ettiği bir bölümünün ise davalıların murisi ...tarafından davacıların murisi ... ...'den haricen satın alındığı ve dava konusu taşınmazların davalıların zilyetliğinde bulunduğu kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuştur. Çekişmeli taşınmazların öncesinin tarafların kök murisi ...'a ait olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacılar murisi ...'ün tapudaki payının tapu dışı yolla davalıların murisi ...'e satılıp satılmadığı, satıldı ise zilyetliğin devredilip devredilmediği noktasındadır. Keşif sırasında dinlenen tanık ve mahalli bilirkişiler beyanlarında dava konusu taşınmazların öncesini ve kimden kaldığını, davacıların murisi ... tarafından tapu kaydındaki payının davalıların murisi ...'e tapu dışı yolla satılıp satılmadığını bilmediklerini beyan ettikleri halde başkaca araştırma yapılmaksızın, tapu dışı satışa değer verilerek hüküm kurulması nedeniyle, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için, davacıların murisi ...'ün tapuda pay sahibi olması nedeniyle ispat külfetinin davalı tarafa ait olduğu dikkate alınmak suretiyle mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar huzuru ile yeniden keşif yapılmadır. Keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazların davacılar murisi ... tarafından tapu dışı yollarla davalı tarafın murisi ...'e satılıp satılmadığı, satılmış ise zilyetliğin devredilip devredilmediği maddi olaylara dayalı olarak

sorulup saptanmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi; kabule göre, davalılarca tapu dışı satışın 1962 yılında yapıldığı belirtmesine rağmen dosya içerisinde bulunan ve davacıların dayandığı 1930 tarih 9 sıra nolu tapu kaydının gittisi olan 01.12.1965 tarih 1 sıra nolu tapu kaydında davacıların murisi ...'ün satın alma suretiyle 18/252 payı bulunduğu göz ardı edilerek bu hususun tartışılmamış olması da isabetsiz olup, davacıların temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.