SUÇLAR: Yaralama

Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, Anayasanın 40/2, CMK’nın 232/6 ve 34/2 ile 1412 sayılı CMUK’nın 310. maddeleri gereğince, kararda başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, sanığın yüzüne karşı verilen hükümde, temyiz süresinin başlangıcının “tebliğden itibaren” olduğu belirtilerek yanıltıcı ifade kullanılması nedeniyle temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek ve hükümden sonra karar kesinleşmeden, dosya üzerinden 14.04.2009 tarihli ek kararla verilen aynen infaz kararının da yok hükmünde olduğu sonucuna varılarak dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;

1- TCK'nın 86. maddesinin 3. fıkrasındaki kasten yaralama suçunun birden fazla nitelikli halinin aynı olayda birleşmesi halinde, bir kez artırım yapılması gerekirken, TCK’nın 86/3-a ve 86/3-e maddeleri uyarınca iki kez artırım yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,

2- Sanık hakkında yaralama suçundan temel ceza belirlendikten sonra, TCK'nın 61/4. maddesi gereğince, önce artırım, ardından teşebbüs nedeniyle indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

3- Eylemin eşe karşı silahtan sayılan bıçakla gerçekleştirilmesine rağmen, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

4- Hapis ve adli para cezası şeklinde seçenekli yaptırım içeren basit kasten yaralama suçunda, hangi hukuksal gerekçelerle hapis cezasının tercih edildiğinin Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açıklanmaması,

5- Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve TCK’nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Yasanın 562. maddesinin 1.fıkrası ile CMK’nın 231/5. madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve söz konusu 562. maddesinin 2. fıkrası ile de CMK’nın 231/14. madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ...’ün temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.