Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, karı koca olan davacıların, davalının ... Köyünde bulunan Karabağlı at çiftliğinde bulunan 15 at, 1 inek ve iki köpeğin bakım işleri, ahır temizliği bakımı ve bahçe işlerinden sorumlu olduğunu, davacı ...'in bahçe işleri ile uğraşırken davacı ...'nin de villada ütü, bulaşık, yemek gibi ev işleri ile uğraştığını, Temmuz 2009 tarihinden Temmuz 2014 tarihine kadar kesintisiz çalıştıklarını, haksız ve ihbarsız olarak işlerine son verildiğini, alacaklarının ödenmediğini iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarını talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı ...'in çiftlikte at bakıcılığı yaptığını, davacının taleplerinin 4857 sayılı kanunun 4/b maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, diğer davalı yönünden dosyanın tefrikinin gerektiğini, davacı ...'in atlara yem verdikten sonra atları gezintisi için araziye saldığını, sonrasında ahır içindeki temizlik işlerini yaptığını, sabah yapılan işlerin 3 saat sürdüğünü, akşama kadar davacının boşta kaldığını, boş zamanlarında kendisi için ekip biçtiği sebze bahçesi ile ilgilendiğini, akşam üstü atlara yapılan işlemlerin ise 1 saati geçmediğini, davacının günlük çalışma süresinin maksimum 6 saat olduğunu, davacının fazla mesai yapmasının söz konusu olmadığını, yıllık iznini kullandığını, 2007 yılından itibaren çiftlikteki at sayısının azaldığını, hiç artmadığını, toplamda 7 at bulunduğunu, 15 tane at olduğunun asılsız olduğunu, davacıların çiftliği terketmek suretiyle ayrıldıklarını, davacı ...'nun ise bu davadan önce hizmet tespiti davası açması gerektiğini, SGK'nın dava dahil edilmesi gerektiğini, ... 2011 yılı temmuz ayında işten ayrılana kadar davalıya ait çiftlik evi içerisinde çalıştırıldığını, bu dönemden önce ise çalıştırılmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacılardan ...'nun davalı işverenlikte seyis olarak çalıştığını; 4857 sayılı Kanunun ve mülga 1475 sayılı kanunun 5/2 maddesi uyarınca davacı ... hakkında kanun hükümlerinin uygulanması imkanı bulunmadığını, davacı ...'nun ise davalı işverenlikte ev hizmetlerinde çalıştığını, yine 4857 Sayılı Kanunun 4.Maddesinin 1.Fıkrasının e bendi gereğince ev hizmetlerinde çalışanlarda iş kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu'nun 1'inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4'üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi görevlendirilir. İş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesine açılan dava "iş mahkemesi sıfatıyla" açılmamış ise, mahkeme görevsizlik kararı veremez. Bu durumda asliye hukuk mahkemesi tarafından, verilecek bir ara kararı ile davaya "iş mahkemesi sıfatıyla " bakmaya devam olunur.
Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, Mahkemenin göresizliğine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1'inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
İş Kanunu'nun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 50'den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz. İşçi tarım ve orman işlerinin yapıldığı bir işyerinde çalışıyor ise, bu işçi ile işveren ararındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine görevli hukuk mahkemesine çözümlenmesi gerekir (Yargıtay 9.HD. 25.3.2008 gün 2007/9975 E, 2008/6368 K.).
Ancak, tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerinde 50 dahil daha az işçi bulunmasına rağmen, işyerinde sendika örgütlenmesi sonucu Toplu İş Sözleşmesi bağıtlanmış ise, üye sendika üyesi işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın 6356 sayılı Kanun'un 79'ncı maddesi (2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 66'ncı maddesi) uyarınca iş mahkemesinde görülmesi gerekir.
Bunun dışında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 4'üncü maddesinde tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanların kanun kapsamına girmeyeceği açıklandıktan sonra aynı madde de ayrık durumlara yer verilmiştir.
Buna göre;

1. Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işlerde,

2. Tarım işlerinde yapılan yapı işlerinde,

3. Halkın faydalanmasına açık park ve bahçelerde

4. Bir işyerinin eklentisi durumundaki bahçe işlerinde, çalışanların, İş Kanunu kapsamında olacakları belirtilmiştir.

Sonuç olarak tarım ve orman işletmelerindeki bitki ve hayvan üretimi, bakım ve yetiştirmesi dışında kalan işler İş Kanununa tabidir.
Diğer taraftan işçi tarım işinde çalışırken, bu iş dışında tarım işi sayılmayan ek bir görevde çalışabilir (bekçilik, şoförlük vb.). Bu durumda, yaptığı işler arasında hangisinin baskın olduğu açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre görevli mahkeme belirlenmelidir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.05.1960 gün ve 11-10 ile 10.05.1974 gün ve 3-44 sayılı kararları uyarınca, özellikle iş hukukunda istisnaî hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına getirilen düzenlemelerin yine işçiler yararına yorumlanması asıldır.
Yine 4857 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, “ev hizmetlerinde çalışanlar” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz. Ev hizmetlerinde aşçı, uşak, temizlikçi gibi işlerde çalışan işçi ile ev sahibi işveren ararındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine genel mahkemelerde çözümlenmesi gerekir. İş Kanunu kapsamı dışında bırakılan bu hizmetleri gören kimselerle bunları çalıştıranlar arasındaki hukukî ilişkilerde Borçlar Kanununun hizmet akdine ilişkin hükümleri uygulanır. Aile bireylerini evden alarak alışverişe, şehir içinde gezmeye götüren, boş zamanında ev ve eklentilerinde zamanını geçiren şoföründe ev hizmeti yaptığı ve iş kanunu kapsamında olmadığı kabul edilmelidir (Yargıtay 9.HD. 09.10.2008 gün ve 2007/27814 Esas, 2008/25988 K.).
Buna karşın evde hastaya bakan hemşire ve çocuk eğiticisi İş Kanunu kapsamında değerlendirilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, dosyadaki bilgi ve belgelerden davacılardan Selbin'in çiftlikte at bakımı ve çiftlik, bahçe işleri ile uğraştığını, davacılardan ... ev hizmetlerinde çalıştığı, davacıların bu çalışmalarının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 4/1-e maddesindeki istisnalar arasında olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davacıların çalışmalarının İş Kanunu’na değil Borçlar Kanunu’na tabi olduğu tespitinin de yapılmasına rağmen, Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın reddine ilişkin esastan hüküm kurulması hatalı olup, hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule görede
F) SONUÇ:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.06.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.