Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri yönünden verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - KARAR –
Dava, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; İstanbul ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 48636 m2 yüzölçümlü 301 parsel sayılı taşınmazın 19318/48636 oranındaki payını dava dışı, ... isimli şahsın 14.03.2005 tarihinde ...'ten satın aldığı, ancak bu satış işleminden çok önce, ...'e ait hissenin 6818 m2'lik bölümünün Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.05.1999 tarihinde kesinleşen kararı ile ... isimli şahıs adına tesciline karar verilmesine rağmen, Tapu Sicil Müdürlüğünce hükmen tescil kararının gereğinin yerine getirilmediği ve ... adına 19318/48636 oranındaki pay ile tapu kaydının oluştuğu, ...'ın davacıya olan borcu nedeniyle İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden yapılan icra takibi neticesinde, 301 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına haciz konularak, ... Tapu Sicil Müdürlüğünün satış aşamasında, ...'a ait hisse üzerinde herhangi bir şerh olmadığını bildirmesi üzerine, borcuna karşılık 19318 m2 payın, yapılan ihale sonucunda takip alacaklısı olan davacı şirkete satıldığı, satış işleminin kesinleşmesinden sonra, ... tarafından, 19318 m2'lik hissenin 6818 m2'lik bölümünün 1999 yılında kesinleşen mahkeme kararı ile ... adına hükmen tesciline karar verildiğini ve bu nedenle 6818 m2'lik pay yönünden davacı şirket adına tescil işleminin gerçekleştirilemeyeceğini bildirmesi üzerine tazminat istemli iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Yukarda açıklandığı üzere; davacı şirketin, ihale yolu ile aldığı taşınmazın 6818 m2'lik kısmının hükmen tesciline ilişkin 1999 yılında kesinleşen mahkeme kararının Tapu Sicil Müdürlüğünce yerine getirilmemesi nedeniyle davacının bir zararının doğduğu ve bu zararın 4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesi uyarınca Hazineden tahsiline karar verilmesi gerektiği yönündeki mahkemenin kabulü doğru olup, Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı vekilinin temyizine gelince;
Her ne kadar, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın tazmini için, Hazineye husumet yöneltilerek dava açılması gerekir ise de; temsilcide yanılgı sonucu Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve ... aleyhinde açılan davayı Hazine vekilinin takip ettiği ve mahkemece, alacağın Hazineden tahsiline karar verildiği gözetilerek bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Ancak;
4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesinde "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder" hükmü yer almakta olup, tapu sicilinin tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından Devlet sorumludur. Tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin malvarlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin malvarlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktar olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152-2003/125 sayılı kararı, 29.09.2010 gün ve 2010/14-386-2010/427 sayılı kararı)
Bu durumda; mahkemece, davacının ihale yolu ile satın aldığı 19318 m2'lik taşınmazın 6818 m2'lik kısmının, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle adına tescilinin sağlanmamasından kaynaklanan gerçek zararın dosya kapsamına göre bu kısım için ödediği 61.763,60 TL ihale bedeli; bu miktarın % 18 oranındaki KDV'si olan 11.117,45 TL; binde 45 oranındaki Damga Vergisi olan 277,93 TL ve % 1 Tellaliye Harcı olan 617,634 TL olmak üzere toplam 73.776,654 TL olduğu gözetilerek, davanın bu miktar üzerinden kabulü yerine tazminatın kapsamının belirlenmesinde hataya düşülerek aza hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U....nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 24.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.