SUÇLAR: Tehdit, hakaret

HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanık hakkında 2010 yılı Şubat ayında minibüs durağında meydana gelen hakaret ve tehdit iddialarıyla ilgili hüküm kurulduğu, ancak iddianamede bu tarihten önceki zamanlarda meydana gelen olaylar ile ilgili olarak sanığın eylemleri anlatılıp, sevk maddelerine yer verilerek dava açıldığı halde, bunlara ilişkin hükümler kurulmadığı görülmekle bu hususlarda zamanaşımı süresi içinde mahkemesince hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1- İddianame ile 2010 yılı Şubat ayında minibüs durağında meydana geldiği belirtilen olayla ilgili tehdit suçundan dolayı açılan davada, kullanıldığı belirtilen sözlerin TCK'nın 106/1-2. maddesi kapsamında kaldığı, sanığın müştekilerin vücut dokunulmazlığına yönelik tehdidine ilişkin bir iddianın ve bu hususa ilişkin açılan bir davanın bulunmadığı, mahkemece doğruluğu kabul edilen iddianamedeki sözlerin de TCK'nın 106/1-2.cümlesi kapsamında kalan tehdit suçunu oluşturduğu, mahkemece diğer tehdit iddialarının doğrulanmadığı açıklanmasına rağmen sanık hakkında TCK'nın 106/1-2.cümlesi yerine 106/1-1.cümlesi uyarınca hüküm kurularak fazla ceza tayini,
2- 2010 yılı Şubat ayında minibüs durağında meydana geldiği belirtilen olayla ilgili sadece tehdit suçundan dolayı kamu davası açıldığı, bu tarihte meydana geldiği belirtilen hakaret iddiasıyla ilgili açılan bir davanın bulunmadığı, mahkemece de durakta meydana gelen olay dışındaki iddiaların doğrulanmadığının kabul edilmesine karşın sanık hakkında hakaret suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,

3-Kabule göre de;
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesinin 1. cümlesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu, hakaret ve TCK'nın 106/1-2. cümlesi kapsamındaki tehdit suçu yönünden ise uzlaşma önerisinin yapıldığı tarihte 5271 sayılı CMK'nın 253/3. maddesinde engel bulunduğu gözetilerek, yeni düzenleme karşısında bu suçlar yönünden de uzlaşma önerisinde
bulunulması gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 09.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.