... ile Gülendam Kurmuş aralarındaki dava hakkında ... 3. Aile Mahkemesinden verilen 06.10.2011 tarih ve 714/810 ... hükmün Dairenin 05.06.2012 gün ve 679/5303 ... ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

Davacı vekili, dava dilekçesinde evlilik birliği içerisinde edinilen ve davalı adına tapuda kayıtlı bulunan 921 ada 39 nolu parseldeki 13 nolu meskenin edinilmesinde davalının bir katkısının bulunmadığını, vekil edeni tarafından alındığını, davalı ev hanımı olup herhangi bir işte çalışmadığını, vekil edeninin ise, inşaatlarda mozaik işleri yaptığını, tarak ustası olduğunu, daha önce vekil edeninin babasına ait olan evin ... 18.Noterliğinin 09.12.1997 tarih ve 35788 yevmiye numaralı “Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Mal Satış Vaadi Sözleşmesiyle” dava dışı kişiye satıldığını, bu taşınmazda edinilen parayla söz konusu 13 nolu bağımsız bölümün alındığını açıklayarak meskenin tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline, bu mümkün olmadığı taktirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla katkı payı oranının belirlenerek bu miktarın hüküm altına alınmasına dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, 04.11.2010 tarihli cevap dilekçesinde dava konusu taşınmazın davacı tarafından davalıya devredilmediğini, 09.12.1997 tarihinde dava konusu taşınmazın vekil edeni tarafından ... isimli üçüncü kişiden satın aldığını, TMK.nunda katkı payı diye bir müessesenin olmadığını, davacı, babasına ait yeri satarak davalının bu taşınmazın almasına yardım ettiği iddiasını ileri sürmüş ise de, BK.nun 244/2.maddesine göre yapılan bir işlem olmadığını, bunu kabul etmediklerini, buna karşın yapılan bu tür işlemin bağış niteliğinde olduğu düşünülse dahi bağıştan geri dönmenin şartlarının oluşmadığını, vekil edeninin evlere temizlik işlerine giderek haftanın yedi günü çalışarak elde ettiği gelir ailesinden ve damadından gelen katkı ile birlikte söz konusu daireyi satın aldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; “…taşınmazın alımında eşe verilen paranın elden bağış niteliğinde olduğunu, artık bu mal varlığının davalının kişisel malı bulunduğunu, taşınmazın bedelinin tamamının bir eş tarafından ödenmesi durumunda serbest irade ile yapılan bu işlemin bağış kabul edilmesi gerektiğinin ancak BK.nun 244.maddesinde açıklanan bağıştan rücu koşullarının da oluşmadığını gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine…” karar verilmesi, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 5.6.2012 tarih, 2012/679 Esas ve 2012/5303 Karar ... ilamıyla onanmıştır.
Davacı vekilleri bu sefer 17.07.2012 havale tarihli dilekçeleriyle karar düzeltme isteğinde bulunarak somut olayda bağış iradesinin gerçekleşmediğini, bu konuda herhangi bir beyanlarının bulunmadığını açıklamışlar ve bu nedenle onama kararının kaldırılmasıyla yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini istemişlerdir.
Dava, 743 ... TMK.nun 170.maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 09.12.1997 tarihinde satın alınan taşınmazdan kaynaklanan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
Davacı, dava konusu taşınmazın babasına ait evin satılması sonucu edinilen parayı harcamak suretiyle dava konusu meskeni aldığını, davalının ev hanımı olduğunu ve bir gelirinin bulunmadığını belirterek tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde katkı payı isteğinde bulunmuştur. Davalı taraf ise, cevap dilekçelerinde evlere temizliğe gitmek suretiyle edindiği para, ailesinden ve damadından gelen katkılarla bağımsız bölümün alındığı savunmasında bulunmuştur.

Dava dilekçesiyle, dosya kapsamına yansıyan davacı tarafın beyanlarından bağış yönünde herhangi bir ibareye ve açıklamaya rastlanılmamıştır. Dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler iddia ve savunmaya yönelik açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde davacıda bağışlama kastı ve iradesinin bulunmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Aksi durum hayatın olağan akışına ve dosyadaki somut olgulara aykırı düşer. Sadece davalı vekilinin verdiği 04.11.2010 tarihli cevap dilekçesinin 3 nolu bendinde bağış hususuna değinilmektedir. Savunmadan hareketle davacının iradesinin bağış niteliğinde bulunduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır. Davacı, babasına ait evi noterde düzenlenen senetle 3. şahsa sattığını ve buradan gelen para ile bağımsız bölümü aldığını bildirmiş ve babasına ait 3455 ada 28 ... parselin yukarıda tahrir ve yevmiye numarası verilen ... 18. Noterliğinin “Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesini” dosyaya sunmuştur. Satış sözleşmesinde her ne kadar taşınmazın 1997 tarihinde Yüzmilyon Türk Lirasına satıldığı açıklanmış ise de, taşınmazı satın alan...; 21.03.2011 tarihli yargılama oturumunda tanık sıfatı ile dinlenmiş, alınan yeminli beyanında gerçek satış bedelinin 1800 (Birmilyarsekizyüzmilyon) TL olduğunu ve bu fiyata taşınmazı satın aldığını, davacının bu parayla ...’da 2500 TL’ye dava konusu evi aldığını bildirmiştir. Davalı tanığı ... 06.10.2011 tarihli yargılama oturumundaki beyanında, dava konusu evin satın alındığı tarihte yeni evlendiklerini, düğünde takılan takılar ile kendisine ait yaklaşık 35000 Dolar civarındaki parayı davalıya verdiğini, eski para ile Beşbin lira veya Beşbinbeşyüz liraya evin alındığını, ...’daki ortak bir evlerinin bulunduğunu, eski para ile Birbuçukmilyar liraya satıldığını, ev satın alınırken bu paranın dahil edildiğini, kendisinin verdiği paranın ise Üçbuçukmilyar liraya tekabül ettiğini, yani evin yarıdan fazlasının kendisinin verdiği para ile satın alındığını beyan etmiştir. Davalı tanığı ve tarafların kızı olan ...’de aynı yargılama oturumunda aynı doğrultuda beyanda bulunmuştur. Saptanan bu durum karşısında davacının eve katkısının ...’ün beyanına göre en az Birbuçukmilyar, davacının babasının evini alan tanık...’in açıklamasına göre ise Binsekizyüz lira olduğu anlaşılmaktadır.
Keşifte dinlenen uzman bilirkişi ... ... ve arkadaşlarının ortaklaşa verdikleri 23.09.2011 tarihli raporlarına göre; evin alındığı tarihteki gerçek
(İkimilyarbeşyüzmilyon) TL, dava tarihi olan 10.08.2010 tarihindeki gerçek değerinin ise, 215.000 TL olduğu belirlenmiştir. Davacının taşınmazın alımına katkı yaptığı konusunda yapılan açıklamalarda göz önünde tutulduğunda bir kuşku bulunmadığına göre, taraflar açısından bağımsız tanık niteliğinde bulunan (tanık ... tarafların kızı, dosyadaki bilgilere göre ise tanık ... tarafların damadıdır) ve Noter Senedi ile davacının babasına ait evi satın alan...’in değer konusundaki beyanı doğrultusunda yani 1800 TL bakımından davacının katkısının olduğunun kabulü gerekir. Tanık ...'ün beyanıda kısmen bu olguyu doğrulamaktadır.
Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında Dairenin 05.06.2012 tarih, 2012/679 Esas-2012/5303 Karar ... onama ilamı maddi yanılgıya dayalı bulunduğundan karar düzeltme isteğinin kabulü ile belirtilen onama ilamının kaldırılmasına ve işin esasının incelenmesine geçildi.
743 ... TMK.da katkı payı alacağının özel olarak düzenlenmediği hususu doğrudur. Ne var ki, öteden beri sapma göstermeyen Yargıtay uygulaması gereğince mal ayrılığı rejiminde edinilen mallardan kaynaklanan alacak bir katkı payı alacağı olarak nitelendirilmiş ve bugüne kadar uygulana gelmiştir. Halen de aynı durum devam etmektedir. Bundan ayrı, 07.10.1953 tarih ve 8/7 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davacı ile davalı arasında akdi ilişki bulunduğu kanıtlanamadığından davayı açan yararına tapu iptali ve tescile karar verilemez. Davayı açanın aynı hak (mülkiyet hakkı) istemesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca mümkün bulunmadığından ancak, şahsi hak niteliğinde bulunan alacak hakkını isteyebilir. Bu nedenle, tapu iptali ve tescil davasının reddine, katkı payı alacağının hesaplanıp hüküm altına alınmasına karar verilmesi düşünülmelidir.
O halde, mahkemece yapılacak iş; davacının yaptığı 1800 TL katkı gözetilerek 09.12.1997 tarihinde alınan ve gerçek alım değeri olan 2500 TL karşısında davacının katkı oranının bulunması, (davacının yaptığı katkı: Taşınmazın alım tarihindeki değeri = davacının katkı oranı, taşınmazın dava tarihindeki sürüm değeri davacının katkı oranı = davacının katkı alacağı miktarı) bulunacak bu katkı oranının dava tarihinde tespit edilen taşınmazın gerçek değeri ile çarpılması sonucu çıkacak miktarın davacı yararına katkı payı alacağı olarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir.

Davacı vekilinin karar düzeltme isteği yerinde bulunduğundan kabulü ile Dairenin yukarıda tarih ve sayısı verilen onama ilamının kaldırılmasına yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 ... HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve istek halinde 62,30 TL peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.