Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanıkların diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Mühür bozma suçundan açılan kamu davasında, Dairemizce UYAP sistemi üzerinden ve sanıkların adli sicil kayıtlarında yapılan incelemede; sanıklar hakkında birden çok mühür bozma suçundan kesinleşmiş hükümler ve derdest dosyalar olduğu, bu dosyalardaki suç tarihlerinin bu dosyadaki suç tarihi ile yakın olduğu bu nedenle zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ihtimali bulunduğunun anlaşılması karşısında; her iddianameye kadar olan eylemlerin zincirleme biçimde işlenmiş bir mühür bozma suçunu, iddianameden sonraki eylemlerin ise ayrı suçu oluşturacağı gözetilerek sanıklar hakkında devam eden ve sonuçlanmış dava dosyaları getirtilip incelenerek, aynı yer ile ilgili irtibatlı dosyaların mümkünse birleştirilmesi, değilse gerekli belgelerin onaylı örneklerinin dosya içerisine alınmasından sonra zincirleme suç hükümlerinin uygulama olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükmün zincirleme suç kapsamında kaldığının veya TCK’nin 61. maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek nitelikte olduğunun anlaşılması halinde ise tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.03.2016 tarihli 2014/487 Esas 2016/128 Karar sayılı ilamında belirlediği ilkeler uyarınca mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek, sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi yerine eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.