Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 01.01.2003 tarihinde cilacı olarak asgari ücretle işe başladığını, 01.08.2005 tarihinde askere gittiğini, askerlik bittikten sonra tekrar çalışmaya başladığını, 11.12.2012 tarihinde yeğeni Aycan Yüzügüldü’nün intihar etmesi üzerine işe gidemediğini,durumu işverene bildirdiğini, işverenin işten ayrılması gerektiğini başka birisini işe alacağını beyan ettiğini, sonrasında izinsiz işe gelmemeyi gerekçe göstererek sözleşmesinin haksız fesih edildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ve yıllık izin ücret alacakları istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının izinsiz işe gelmediğini, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, işveren tarafından yapılan feshin haklı nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının fazla mesai yapıp yapmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Söz konusu alacağın varlığını ispat yükü davacıda olup, davacı delil olarak tanık beyanlarına dayanmıştır
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır. Tanıklar belirli bir dönem çalışmışlarsa ve başkaca delil yok ise beyanlarının belirttikleri dönemle sınırlandırılması gerekir. Zira işin niteliğinden kaynaklanmadıkça tanıkların ancak kendi dönemleri ile ilgili çalışma koşullarını bildikleri kabul edilmelidir.
6100 sayılı HMK’nın tanıkla ilgili hükümleri incelendiğinde, 240/1 maddesinde “Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir," 250. maddesinde “Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir” ve 254. maddesinde ise “Dinleme sırasında öncelikle tanıktan adı, soyadı, doğum tarihi, mesleği, adresi, taraflarla akrabalığının veya başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı, tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı sorulur” kurallarına yer verilmiştir.
Dairemizin istikrarlı uygulaması gereği, davalı aleyhine dava açanlar tanık olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına ihtiyatlı yaklaşılması gerekir. Bu beyanlar diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek, sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı söz konusu çalışma iddialarını ispat için takdiri delil niteliğindeki tanık beyanlarına dayanmıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tanıklarının beyanlarına göre fazla çalışma ücreti alacakları hesaplanmıştır. Davacı tanıklarından birinin davacının kardeşi olup işverene karşı benzer şekilde dava açtığı ve davacı ile menfaat birliği içinde oldukları anlaşılmaktadır. Davacı tanıklarından diğeri ise davalı işyerinde 2006 ve 2008 yılları arası ile 2010 yılında çalıştığını beyan etmiştir
Husumetli ve menfaat birliği içerisinde bulunan tanık beyanı ile davacının fazla mesai yaptığının kabulüne karar verilmesi mümkün değildir.Öte yandan tanıkların işyeri çalışma düzenini kendi çalışma yer ve süreleri ile sınırlı olarak bilebileceği, bu durumda davacının fazla çalışması olduğunu sadece bu tanıkların çalışma süresi kadar ispatlayabileceği kabul edilmiştir.
Mahkemece husumetli tanığın beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı ve tanıkların çalışma süresi ile sınırlı ispatın gerçekleştiğinin dikkate alınarak husumetli olmayan tanığın davacının zamanaşımına uğramayan hizmet dönemi içerisindeki çalışma dönemine denk gelen çalışması yönünden fazla mesai ücreti alacağının hüküm altına alınması gerekmekte iken davacının zamanaşımına uğramayan tüm hizmet dönemi için fazla mesai ücreti alacağının hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.