Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.07.2015 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.06.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 121. maddesi uyarınca alınan yetki belgesine dayalı olarak açılan ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının borçlu ...'dan olan alacağı nedeniyle 325 ada 12 parsel sayılı taşınmazdaki ortaklığın satış sureti ile giderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili, dava konusu taşınmaz için bilirkişi raporunda takdir edilen bedelin düşük olduğunu, fiili taksim nedeniyle davalı borçlu tarafından kullanılan dairenin belli olduğunu, taşınmazın tamamının ortaklığının giderilmesine karar verilmemesi gerektiğini dile getirmiştir.
Mahkemece, "Davanın kabulüne,...parsel sayılı taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine" karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Borçlunun elbirliği halinde ortak olduğu taşınmazlarda borçlu ortağın alacaklısı İcra Hakimliğinden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 121. maddesine göre alacağı yetki belgesine dayanarak borçlunun ortağı olduğu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açabilir. Bunun için icra hakiminden yetki belgesi alınması zorunludur. İcra hakiminden yetki belgesi almadan doğrudan doğruya veya yetkisi olmayan icra müdürünün verdiği yetki belgesine dayanılarak dava açılması halinde dava hemen reddedilmeyip davacı tarafa icra hakiminden yetki belgesi almak üzere süre verilmelidir.

İcra mahkemesinden alınan yetkiye dayalı olarak açılan davalarda kural olarak borçlu ortağın mülkiyet hakkının elbirliği mülkiyetine konu olması gerekir.
Paylı mülkiyete konu taşınmazlarda borçlunun payı alacaklı tarafından doğrudan haczedilebileceğinden davacı tarafın bu davanın açılmasında hukuki yararı yoktur.
Somut olaya gelince; dava konusu 325 ada 12 parsel sayılı taşınmazın güncel tapu kaydına göre davalı aynı zamanda borçlu ...'nın muris ...'dan intikalen gelen iştirak halindeki hissesi 11.07.2018 tarihi itibariyle müşterek mülkiyete dönüştüğünden artık davacının borçluya ait payın satışı sureti ile alacağına kavuşma imkanı bulunmaktadır. Davada hukuki yararı kalmayan davacının davasının reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 24.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.