Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 1195 ada 2,3,4,5,6,7,8,9,10,24,25 ve 32 parsel sayılı sırasıyla 1475,41 m2,888,30 m2,2304,87 m2,148,64 m2,240,10 m2,166,88 m2,974,14 m2,334,23 m2,745,18 m2,3685,99 m2,7579,01 m2 ve 1617,88 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davacı ...'in zilyetliğinde olduğu, ancak zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşmediğinden söz edilerek tarla niteliği ile, dava konusu 1195 ada 12 parsel sayılı 730.932,70 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek hali arazi niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... dava konusu 1195 ada 2,3,4,5,6,7,8,9,10,24,25 ve 32 parsel sayılı taşınmazlara yönelik satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu 1195 ada 12 parsel sayılı taşınmazın belirli bölümünün kadim yol niteliğinde olduğunu ileri sürerek ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilmek suretiyle yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, dava konusu 1195 ada 2,3,4,5,6,7,8,9,10,24,25 ve 32 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline, dava konusu 1195 ada 12 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından hazırlanan 08.07.2009 tarihli rapor ve eki haritada yeşil renk ile boyalı olarak gösterilen bölümün haritasında yol olarak gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davalı Hazine'nin dava ve temyiz konusu 1195 ada 12 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından hazırlanan 08.07.2009 tarihli rapor ve eki haritada yeşil renk ile boyalı olarak gösterilen bölüm ile ilgili temyiz itirazlarına ilişkin olarak; 1195 ada 12 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu bölümünün tüm köylünün istifadesine sunulan kadim yol olduğu, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve kararda gösterilen diğer gerekçelere göre davalı Hazine'nin sair itirazları yerinde değildir.
Ne var ki, Kadastro Hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür. Dava konusu 1195 ada 12 parsel sayılı taşınmazdan fen bilirkişisi raporunda yeşil renk ile boyalı olarak gösterilen taşınmaz bölümü ifraz edildikten sonra geriye kalan taşınmaz bölümü için de hüküm kurulması gerekirken bu bölümle ilgili olumlu ya da olumsuz herhangi bir hüküm oluşturulmaması isabetsiz; davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenle yerinde ise de yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm yerinin 3. bendinin 4. satırından sonra gelmek üzere “ifraz sonrası geriye kalan 727383,73 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün 1195 ada 12 parsel numarası ile tespit gibi tapuya tesciline” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından ve Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

2- Davacı ...'in dava ve temyiz konusu 1195 ada 2,3,4,5,6,7,8,9,10,24,25 ve 32 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince: mahkemece taşınmazlar üzerinde davacı ... yararına 3402 sayılı Yasanın 14.maddesi hükmünde öngörülen zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir..
Keşif sırasında bilgilerine başvurulan yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri davacı tarafın ve bayilerinin taşınmazlar üzerinde eklemeli zilyetliği bulunduğunu belirtmişlerdir.
Her ne kadar teknik bulgulara aykırı düşen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin sözlerine değer verilemez ise de bu kişilerin dava ve temyiz konusu taşınmazların gerek tespiti sırasında, gerekse tespit öncesi kullanım durumuna ilişkin maddi olaylara dayalı somut beyanları karşısında, mahkemece, çekişmeli taşınmazların harici gözlemi yapılarak ve zilyetlik tanıkları da taşınmaz başında dinlenerek beyanlar denetlenmemiş, bu şekilde denetimi yapılmayan tek ziraat mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm verilmiştir. Böylesine yetersiz inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulamaz.
O halde, mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar, 3 kişilik üniversiteden ziraat mühendisi bilirkişi kurulu hazır olduğu halde çekişmeli taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, taşınmazların tümü birlikte gezilip görülmeli ve gözlenmeli, taşınmazların tarım arazisi olarak kullanılıp kullanılmadığı ve kullanım şekli belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi kimden kime ve ne suretle intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı, öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı, davacı tarafın bayilerinin taşınmazları iradi olarak terk edip etmedikleri, terk edilmiş ise hangi tarihte terk edildiği, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ihyaya konu edilip edilmediği, imar ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, teraslama yapılıp yapılmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, üç kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan taşınmazın eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü, dıştan komşu taşınmazların tümünün toprak yapısı ile mukayese edilmeli, sözü edilen bulgular da keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, taşınmazın zemin durumu itibariyle hakim unsurunun toprak mı yoksa taşlık niteliğinde mi olduğu ile ilgili gözlemi yansıtacak biçimde ayrıntılı, gerekçeli ve keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverecek biçimde ayrı ayrı rapor alınmalı, hükme dayanak yapılan uzman ziraatçi bilirkişi raporu ile gözlem sonucu ve yeniden alınacak ziraatçi bilirkişi kurul raporu arasında bilimsel bulgular yönünden çelişki oluştuğu taktirde duraksamasız giderilmeli, bu konuda gerektiğinde ek rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yetersiz araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...'in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı ...'e iadesine, 24.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.