Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 14/10/2010 - 31/08/2013 tarihleri arasında davalı işyerinde sevkiyat, irsaliye işlemleri, indirme, yükleme, şoförlük, vinç operatörlüğü işlerinde çalıştığını,iş sözleşmesinin haksız nedenle feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma,genel tatil ve hafta tatili alacakları istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının kendi isteği ile istifa ettiğini, davacının talep ettiği işçilik alacaklarının yersiz olduğunu, zamanaşımı itirazında bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki olması 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.

Karar tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK.nın 298/2. maddesinde tefhim edilen hüküm özeti (kısa karar) ile gerekçeli kararın çelişkili olamayacağı yukarıda belirtilen YİBK’na uygun bir biçimde yeniden düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 298/2. maddesine göre “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemenin karar gerekçesinde davacının davalı işyerinde 01.05.2003-31.12.2013 tarihleri arasında çalıştığının, son brüt ücretinin 1.817,40 TL olduğunun,bilirkişi tarafından iki ihtimalli hesaplama yapıldığının,davalı kurumda muvazaa ilişkisi olmadığı kanaatine varılarak bilirkişi tarafından yapılan birinci alternatif hesaplamaya itibar edildiğinin, davacının ihbar tazminatı talebinin kabul edildiğinin,davacının kayıtlara dayanan dönemde genel tatillerde çalıştığının,davacının fazla mesai yaptığı anlaşıldığının, yılda 90 gün ve 270 saati geçmeyecek şekilde fazla çalışma yapıldığının kabul edildiğinin açıklanmasına rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki çalışma süresinin 14.10.2010-31.08.2013 olduğu, davacının fesih tarihindeki ücretinin brüt 1.188,96 TL olduğu, davacının kayıtlara dayanan ve dayanmayan döneme yönelik genel tatillerde çalıştığı kabulüyle tek ihtimalli hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak talep edilen işçilik alacaklarının hüküm altına alınması ve mahkemece fazlaya ilişkin taleplerin reddi kapsamında ihbar tazminatının reddedilmesi suretiyle gerekçe-hüküm çelişkisi yaratılmıştır. Mahkemece gerekçe hüküm çelişkisi yaratılması HMK.nın 298/2. maddesine aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir.

3-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücret alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı işçi fazla çalışma,hafta tatili ve genel tatil ücreti talebinde bulunmuş, davalı vekili ise taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacının çalıştığı döneme ait puantaj kayıtları getirtilerek bu kayıtlara ve kayıt olmayan dönemlerde tanık beyanlarına göre hesaplamalar yapılarak takdiri indirimde dikkate alınarak taleplerle ilgili hüküm kurulmuştur.
Davacı işçi, başka bir işçi tarafından davalı aleyhine açılan Dairemizce temyiz incelemesine konu olan emsal nitelikteki ... 5.İş Mahkemesinin 2014/650E.-2016/171K. Sayılı dosyasında davacı tanığı olarak dinlenmiş ve davacı “..., fazla mesai hafta tatili ücretleri tam ödenmiyordu, eksik ödeniyordu, resmi tatil ve bayramlarda çalışıyorduk, eksik ücret ödeniyordu, resmi tatillerdeki zamlı ödeme %50 olarak zamlı ödeniyordu, mesai ücretleri elden ödeniyordu,...” şeklinde beyanda bulunarak fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin ödendiğini açıklamıştır.

Mahkemece davacının tanık olarak dinlendiği dosyadaki beyanlarının değerlendirilmeksizin karar verilmesi hatalıdır.
Ancak, davacının tanıklıktaki ifadesi yeterince açık olmayıp gerekirse isticvap edilmek suretiyle işveren tarafından yapıldığı açıklanan ödemenin hangi oranda olduğu açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre hesaplama yapılarak fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücret alacakları hakkında karar verilip hüküm kurulmalıdır.

4-Dava kısmi dava olup, davalı vekili süresinde ıslaha karşı zamanaşımı defi ileri sürmüş olmakla hüküm altına alınan fazla mesai ücret alacağından kısmi olarak istenen miktar dışlandığında, kalan kısım için ıslah tarihine göre geriye doğru beş yıllık süre dikkate alındığında bir kısmının zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır. Mahkemece ıslaha karşı zamanaşımı def'i dikkate alınmadan fazla mesai ücret alacağının yazılı şekilde hüküm altına alınması hatalıdır ve bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.