Mahkumiyet
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma, düşme
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Başvurularının kapsamına göre katılan ..., Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin tüm hükümlere, sanıklar ... ve ... müdafinin temyiz isteminin ise bu sanıklar hakkında zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan hükümlere yönelik olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Suç tarihlerinde Sınırlı Sorumlu ... Konut ve Yapı Kooperatifinin yönetim kurulu başkan ve üyeleri olan sanıkların, üyelerden 12.06.2005 ile 31.12.2005 tarihleri arasında tahsil edilen aidat toplamından 6.620 Türk Liralık kısmını mal edindikleri, bunun yanı sıra kooperatif hisselerini düşük bedeller ile satarak ve usulsüz üyelik kayıtları yapıp gerçeğinden düşük makbuzlar düzenleyerek aradaki farkı zimmetine geçirdikleri kabulüyle zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından cezalandırılmalarına karar verilen somut olayda; Anayasanın 141/3,5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 34/1, 230/2 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararının sanığın, katılanın ve Cumhuriyet savcısının talep ve savunmalarını karşılayacak ayrıca Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler sonucunda mahkemenin ulaştığı kanaatin, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması kurallarına da uyulmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği, mahkemece sübutu kabul edilen eylemlerden hangilerinin zimmet, hangilerinin görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirildiğinin gerekçeden anlaşılamadığı, şikayetçi ...'in kovuşturma aşamasında şikayetinin olmadığı gibi kooperatife aidat için ödediği miktardan farklı bir makbuz düzenlediğine ilişkin beyanı da olmadığı, öte yandan sanık ...'ın suç tarihlerinde kooperatif yönetim kurulunun asil üyesi olmadığına ve sanıklar ... ve ... müdafiinin sanıklar tarafından yapıldığı halde dikkate alınmayan giderler olduğuna yönelik savunmalarının ise üzerinde durulmadığı ayrıca sanıkların kooperatif yönetimindeki 6 aylık dönemlerinden hareketle zimmet tutarının belirlendiği de nazara alınarak; sanıkların göreve başladığı ve görevden ayrıldığı tarihler itibarıyla kooperatife ait defter, kayıt, belgeler ve tüm dokümanların dava dosyasıyla birlikte konunun uzmanı Sayıştay emekli uzman denetçilerinden seçilecek yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilip, sanıkların görevli oldukları dönemlere ilişkin olarak kooperatifin gelir ve giderlerini, kasa ve banka hesap bakiyelerini tespit eden, bakiyeler ile kayıtlarda görünen para miktarını karşılaştırıp zimmet suçunun her bir sanık yönünden oluşup oluşmadığına dair, sanıkların savunmalarını ve önceki raporları da irdeleyen rapor alınmasından, suç tarihlerinde kooperatifin parasal işlemlerinin kim ya da kimler tarafından yürütüldüğünün saptanmasından ve parasal işlerle ilgilenmeyen sanıkların bu eylemlere ne şekilde iştirak ettiklerinin karar yerinde tartışılması görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilecek isnatlar yönünden zamanaşımı hükümleri dikkate alınmak suretiyle yapılacak değerlendirme sonrasında sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde atılı suçlardan mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kabule göre de;
Zimmet suçunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/1-d madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,
Görevi kötüye kullanma suçundan verilen kısa süreli hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/1-2-3. maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmek suretiyle aynı Kanun'un 53/4. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekili ile sanıklar ... ve ... müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.