TCK'nın 267/1,62,51/1-3,58/6-7. maddeleri uyarınca mahkumiyet, erteleme

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

1- İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği, somut olayda; tanıklar ... ve ... ...'ın anlatımları, sanığın aşamalarda değişmeyen savunmasına göre iddialarının maddi vakalara dayandığı ve eyleminin suç işlemediğini bildiği kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmek biçiminde olmayıp şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu, bu nedenle yüklenen iftira suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,

2- Kabule göre de;

a- Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi,

b- Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu konuda karar verecek mercii 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108. maddesinde düzenlenmiş olup aynı maddenin 5. fıkrası ile de tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıverilmeye ilişkin hükümlerin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenlerle denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tayin ve tespiti gerektiği gözetilmeden, infazı kısıtlar biçimde 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.