... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Tortum Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.01.2011 gün ve 162/14 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı, dava dilekçesinde 146 ada 3 parsel ... taşınmaz ile 136 ada 85 parsel ... taşınmazların 40-45 yıldır nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyetliğinde olduğunu kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit edilerek tapuya tescil edildiğini açıklayarak taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine temsilcisi davaya cevap vermemiş, yargılama oturumunda davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne 136 ada 85 parsel taşınmazın krokide A harfiyle gösterilen 457,52 m2 lik kısmı ile, B harfiyle belirlenen 2065,38 m2 lik bölümünün davalı adına olan tapu kaydının iptaline, davacı adına tapuya tesciline, 146 ada 3 parsel ... taşınmazın krokide A harfiyle işaretlenen 16.143,84 m2 lik kısmın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 ... Yasanın 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu 146 ada 3 parsel ... taşınmaz 05.03.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında senetsizden, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olduğu ve hiç kimsenin zilyetlik iddiasında bulunmadığı belirtilerek Maliye Hazinesi adına tespit edilmiş, ...Kızı ... Kazan’ın tespite itiraz etmesi üzerine Kadastro Komisyonu'nun 21.10.2008 tarihli ve 135 ... kararı ile 146 ada 3 parselin hali arazi olarak Maliye Hazinesi adına tespitine karar verilmesi üzerine Kadastro tespiti 06.12.2008 tarihinde kesinleşmiştir. 136 ada 85 parsel ... taşınmaz ise, 10.06.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 53.691,38 m2 yüzölçümü ile, 08.06.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında senetsizden, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olduğu, hiç kimsenin zilyetlik iddiasında bulunmadığı, taşınmazın 1. ve 3. derecede doğal sit alanı içerisinde kaldığı belirtilmek suretiyle Maliye Hazinesi adına tespit edilmiş, tespitin 06.12.2008 tarihinde kesinleşmesi üzerine davalı adına tapuya tescil edilmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; davacıların aktif dava ehliyeti üzerinde durulmağı gibi yapılan araştırma ve incelemede hüküm vermeye yeterli bulunmamaktır. Mahkemece, taraflara delil ve tanık listesini sunmak üzere süre ve imkan verilmediği gibi 3 yerel bilirkişi birlikte dinlenmiş, davacıların senetsizden zilyetlikle iktisap ettiği taşınmaz miktarı yönünden araştırma yapılmamış, hava fotoğrafları ile fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalardan yararlanılmamıştır.
Keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişiler, uyuşmazlık konusu taşınmazların davacı ile daha öncesi de babasının kullandığını açıklamışlar, intikal biçimi konusunda herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Bu durumda taşınmazların davacının babası Şükrü’den mirasçılarına miras yolu ile intikal ettiğinin kabulü gerekir. TMK.nun 701. ve 702. maddeleri gereğince taşınmaz el birliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK.nun 702. maddesi gereğince tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Dava da bir tasarrufi işlem olup, kural olarak 3. kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerekir. Davacı dava dilekçesinde, sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Bu nedenle terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına 3. kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmamaktadır. Şayet dava konusu taşınmaz bölümleri satış, bağış veya terekenin paylaşımı sonucu davacıya düşmüş ise davanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi ve aşağıda belirtilecek eksikliklerin yerine getirilmesi gerekmektedir. Aksi halde, davacı dava dilekçesinde; sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunduğundan ve 3. kişilere karşı tek başına dava açma sıfatı ve hukuki ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmelidir.
Davacı dava dilekçesinde açıkça tanık deliline dayandığını belirttiği halde, yargılama tutanakları üzerinde yapılan incelemede taraflara tanık ve delillerini bildirmeleri için süre ve imkan tanınmadığı belirlenmiştir. 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14/1. maddesine göre “… taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az 20 yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğinin belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyet adına tespit edilir” görüldüğü gibi zilyetliğe dayanan tapu iptali tescil davalarında, iktisabı sağlayan zilyetliğin ispatı gerekir. Zilyetlik olayları maddi olaylardandır. Maddi olaylar, Yasa maddesinde de belirtildiği gibi tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir. Taraflara iddia ve savunmalarını ispat etmeleri, delil ve tanık listeleri ibraz etmeleri için süre ve imkan verilmemesi HMK.nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını da ihlal eder. Zira anılan yasa maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı ispat hakkını da kapsamaktadır. Keşif sırasında 3 yerel bilirkişinin birlikte dinlenilmesi de usul ve kanuna aykırıdır. Tanıklar hakkındaki hükümler aynı zamanda yerel bilirkişiler hakkında da uygulanır. Bu nedenle HMK.nun 261. (HUMK.nun 265.m.) maddesi gereğince tanıklar gibi yerel bilirkişilerin de ayrı ayrı huzura alınıp dinlenmeleri gerekmektedir.
Davaya konu taşınmazların yüzölçümleri dikkate alındığında, kadastro tespitinin yapıldığı 05.03.2007 ve 08.06.2008 tarihlerinden geriye doğru en az yirmi yıl (1977-1987 tarihleri arası) öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosyaya eklenmesi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis ile teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK.nun 243,244 ve 259 maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, dava konusu taşınmazın davacının babası Şükrü’den kalıp kalmadığı, kalmış ise terekesinin mirasçılar arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşım yapılmış ise terekeden kimlere nerelerin düştüğü, düşen yerlere ait ada ve parsel numaraları belirlenerek bunlara ait Kadastro Tutanakları ve tapu kayıtları getirtilmek suretiyle uyuşmazlığın çözümünde gözönünde bulundurulması, hava fotoğraflarıyla İl Kadastro Müdürlüğü'nden istenen paftaların 1977-1987 yılları arasında çekilen ve düzenlenen fotoğraflar ile paftalar olması gerektiğinin gözetilmesi, bunların çekildikleri ve düzenlendikleri tarihlere göre dava konusu yerin kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu hususlarının açıklığa kavuşturulması, uzman bilirkişilerden Yargıtay ve tarafların denetimine açık gerekçeli, karşılaştırmalı rapor istenmesi gerekmektedir.
3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince miras bırakan ile tüm mirasçılar bakımından miktar araştırması yapılması, belgesizden taşınmaz edinip edinmediklerinin Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğü'nden, zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı işleri Müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğü'nden, zilyetliğe dayalı tescil dosyalarının ise bulundukları Mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları yönünden değerlendirilmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 ... HMK. nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 ... HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.