Kişilerin huzur ve sükununu bozma ve hakaret suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 123,125/1 ve 43/1-2. maddeleri uyarınca 4 ay hapis (iki kez) ve 6 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun'un 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair,...Sulh Ceza Mahkemesinin 26/09/2012 tarihli ve 2011/160 esas, 2012/935 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.07.2013 gün ve 232153 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında " 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun, "Fiili islediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz" seklindeki 58/5. maddesi ile ister tekerrüre esas alınacak, isterse tekerrür uygulaması yapılacak hükme konu suçun, fail tarafından onsekiz yaşından önce işlenmiş olması halinde, artık tekerrür hükümleri uygulanamayacağına ilişkin, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/06/2009 tarihli ve 2008/2-234 esas, 2009/169 karar sayılı ilâmı birlikte değerlendirildiğinde, sabıka kaydına göre onsekiz yaşını tamamladıktan sonra tekerrüre esas bir mahkûmiyeti bulunmayan sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir" denilmektedir.

Kişilerin huzur ve sükununu bozma ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda,...Sulh Ceza Mahkemesinin 26/09/2012 tarihli kararı ile hapis cezası ile cezalandırılmasına, ...Asliye Ceza Mahkemesinin 31/10/2007 tarihli ve 2006/180 esas, 2007/337 sayılı ilâmı tekerrüre esas teşkil ettiğinden, sanık hakkında TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın tebliğ edilerek temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında tekerrür hükmüne yönelik olarak Kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Mahkemece mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulamasına esas alınan ilamın, tekerrür şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.

Kanun yararına bozma kurumunda geçerli olan “istekle bağlılık kuralı” gereğince, mükerrirlere özgü infaz rejiminin koşulları ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nın “suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular” başlıklı 58. maddesinde; “(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez....
(5)Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.” hükümleri yer almaktadır.
İnceleme konusu somut olayda; tekerrüre esas alınan... Asliye Ceza Mahkemesinin 31/10/2007 tarihli ve 2006/180 esas, 2007/337 sayılı kararı incelendiğinde, sanığın suç tarihi itibarıyla 15-18 yaş grubunda yer alması nedeniyle, hakkında 5237 sayılı TCK'nın 31/3. maddesi uyarınca indirim yapıldığı anlaşıldığından, TCK'nın 58/5. maddesinin emredici hükmü gereğince sözkonusu hükümlülüğün tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması hukuka aykırıdır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

1- Kişilerin huzur ve sükununu bozma ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında,... Sulh Ceza Mahkemesince verilen 26/09/2012 tarih ve 2011/160 esas, 2012/935 sayılı kararın, CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

2- Karardaki hukuka aykırılığın aynı Kanun maddesinin 4/d fıkrası gereğince Yargıtay tarafından giderilmesi gerektiğinden; hüküm fıkrasında yer alan “5237 sayılı TCK’nın 58 maddesi uyarınca sanığa verilen hapis cezalarının, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kısımların hükümden ÇIKARILMASINA, karardaki diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, 12.06..2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.