5237 sayılı TCK'nun 82/1-e, 21/2, 62/1,1412 sayılı CMUK'nun 326/son, 5237 sayılı TCK'nun 53/1-a-b-c-d-e, 53/2-3,63. maddeleri uyarınca neticeten 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,

1-a)Sanık müdafiinin 30/12/2011 günü yüzüne karşı açıklanan kararı CMUK.nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık süreden sonra 09/01/2012 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, temyiz isteminin CMUK.nun 310 ve 317. maddeleri uyarınca reddine karar verilmiştir.
b)Karar tarihinin gerekçeli karar başlığında 30/12/2011 yerine 17/09/2009 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
2)Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...’un suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümde eleştiri nedeni dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanığın suç niteliğine, delillerin hatalı takdir edildiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, re’sen de temyize tabi hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), Üye ...'in, suçun “bilinçli taksirli öldürme” niteliğinde olduğuna dair karşı oyu ve oy çokluğu ile 24/12/2012 gününde karar verildi.

Sürücü belgesi bulunmayan doktor raporuna göre 280,7 promil alkollü olan sanık ...’un yönetimindeki ... plakalı özel oto ile Uşak, .... Yolu üzerinde, ... Kavşağına doğru gitmeye başladığı sırada gidiş yönüne göre yolun sağında bulunan çıkıntı biçimindeki arsanın kenarında ve yolun dışında yürümekte olan 11 yaşındaki ... isimli çocuğa çarptıktan sonra aracını durduramayarak 150.metre ilerde, karşı yönden kendi şeridinde gelmekte olan mağdur ...’ın ... plakalı aracına çarparak durabildiği, meydana gelen bu olayda küçük çocuk ...’ın yaralandığı, tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamayarak öldüğü, mağdur ...’ın aracında ise maddi hasara neden olduğu dosyadaki kanıtların içeriğinden sabit olduğu uyuşmazlık konusu değildir.
Olayın bu şekilde meydana geldiği, geliştiği ve sonlandığı, yerel mahkeme ile çoğunluk ve azınlık görüşü arasında bir uyum söz konusudur.

Yerel mahkeme, sanık ...’un sürücü belgesiz ve alkollü biçimde araç kullanarak,küçük çocuğun ölümüne neden olduğundan bahisle; “olası kastla" öldürme suçunun unsurlarının gerçekleştiğinden bahisle, bozma ilamına uyarak ve kazanılmış hakkını da gözeterek 5237 sayılı TCK.nun 82/1-e, 21/2,62. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar vermiştir.
Sanığın oluşan eyleminin olası kastla mı, yoksa bilinçli taksirle mi oluştuğunun saptanması hususunda çoğunluk görüşü ile uyuşmazlık meydana gelmiştir.
5237 sayılı TCK.nun 21.maddesinin 2.fıkrasında; kişinin “suçun kanuni tanımdaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde, olası kast vardır” denilmek suretiyle “olası kast”ın tanımına,yer vermiş bulunmaktadır. Olası kast’ın kanunun 21.maddenin 2.fıkrasında kısaca; “öngörmesine rağmen, fiili işlemesi biçiminde de tanımlamak mümkündür.” Olası kastın tanımında Yasa başka bir ayırıcı unsura yer vermemiştir.
Bilinçli taksir ile 5237 sayılı TCK.nun 22.maddesinin 2.fıkrasında; “kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır” biçiminde tanımlanmaktadır.
Uygulamada olası kast ile bilinçli taksir eylemi unsurlar itibari ile karıştırılmaktadır. Nedeni ise her iki suçun tanımı, çıkış noktaları itibari ile aynı anlamları içerecek düzenleme taşımasıdır.
Olası kast durumunda, sonucun öngörülmesine rağmen eylemin gerçekleştirilmesi söz konusudur. Yani fail unsurların meydana gelmesini sonuç itibariyle kabullenmektedir; Bilinçli taksirde ise; öngörülen ve gerçekleşen sonuç istenmemektedir. Olası kastta ise sonuç istenmemesine karşın fail sonucu kabullenmektedir. Olası kastta sonuç, sanık öngördüğü sonucun meydana gelmesini kabullenip, sonucun meydana gelmemesi için herhangi bir yapıcı hareket yani tedbir almazken, bilinçli taksirde ise sanık, sonucu öngörmesine karşın, şansına veya başka etkenlere örneğin kendi beceri ve bilgisine güvenerek öngörülen sonucun gerçekleşmeyeceği düşüncesiyle eylemini meydana getirmektedir.
Oluşu hususunda bir uyuşmazlık bulunmayan somut olayda; sanık ...’un alkollü ve sürücü belgesiz biçimde, mahallede saat: 20.25 sularında caddede seyrederken, maktul çocuğa çarparak ölümüne neden olduğu açıktır. Olay tipik bilinçli taksir suretiyle gerçekleştirilen taksirli eylemdir. Sanığın sonucu peşinen yani öldürme olayının meydana gelmesini kabullendiğini ileri sürmek, olayın oluşu biçimi itibariyle mümkün değildir, sanık hiçbir surette maktulün ölmesini peşinen kabullenmemiştir. Ölüm olgusu olursa olsun saikiyle hareket etmemiştir. Alkollü, sürücü belgesiz araç kullanması durumunda yaralamalı veya ölümlü taksirli bir eylem olabileceğini öngörmesinin kabulü mümkün ise de, meydana gelen ölüm veya yaralanma olgusunun sanık tarafından kabulü söz konusu değildir.
Somut olayımızda, sanık ... sonucu öngörmesine rağmen, gerçekleşmiş olan neticeyi açıkça istediği kabullendiğini ileri sürmek mümkün olmadığından, olayda olası kastla öldürme suçunun TCK.nun 21/2.maddesindeki unsur olan “sonucu kabullenme” gerçekleşmediğinden sanığın eyleminin bilinçli taksir suretiyle ölüme neden olduğundan 5237 sayılı TCK.nun 85/1, 22/2.maddeleri gereğince cezalandırılması oluşa uygun olduğundan, çoğunluğun olayda; “olası kastla” öldürme suçundan sanığın cezalandırılması gerektiği düşüncesine iştirak etmek mümkün olmadığından, sayın çoğunluğun vurgulanan biçimdeki görüşüne katılmıyorum. 24/12/2012