Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R AR

Davacı vekili, vekil edeninin, mülkiyeti daha öne dava dışı ...’a ait olan 25 parsel sayılı taşınmazı 26.7.2007 tarihinde 50 yıllığına kiraladığını, taşınmazda arıcılık yapmak istediğini, taşınmazın daha sonra ... tarafından 2009 yılında ...a satıldığını, kira sözleşmesinin ... ile devam ettiğini, davalının ise vekil edeninin kiraladığı taşınmaz üzerinde çadır kurmak, hayvan otlatmak suretiyle işgalde bulunduğunu, vekil edeninin, bedelini ödeyerek kiraladığı taşınmazdan bu güne kadar yararlanamadığını açıklayarak, kiralama tarihi olan 26.7.2007 tarihinden dava tarihine kadar şimdilik 1.000,00 TL ecrimisilin davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiş, 29.4.2016 tarihli dilekçe ile talebini 6.006,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın davacıya ait olmadığını, dava konusu parselin bitişiği olan 26 parsel sayılı taşınmazın vekil edenine ait olduğunu, vekil edeninin 2007 yılından buyana çadırını kendi taşınmazına kurduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 6.006,00 TL ecrimsil tazminatının dava tarihi olan 03/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine hüküm; davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava ecrimisil isteğine ilişkindir.

1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince; davalının süresinde yapmış olduğu zamanaşımı defi de gözönünde bulundurulmak suretiyle, ecrimisil talep edilen yıllara göre ot birim fiyatları ve dekara verim değerleri ile masraf kalemleri ilgili kurumlardan getirtilerek, taşınmazdan elde edilebilecek gelir miktarının yıllara göre hesap edilmesi gerekirken, Daire ilke ve kararlarına uygun olmayacak kapitalizasyon faiz oranı esas alınmak suretiyle hesap yapılarak, daha sonra ek rapor ile bu miktarlara endeks uygulanmak suretiyle artırılması, ayrıca dava 4.6.2013 tarihinde açılmış olmasına rağmen, dava tarihinden sonraki dönemi de kapsayacak şekilde hesaplama yapılması doğru olmamış, hükmün bu yönleriyle bozulması gerekmiştir.

Davalı tarafın temyiz itirazları yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.