Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 257/3. maddesine uyan görevi kötüye kullanma suçu niteliğinde olduğu, 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasa ile TCK’nın 257/3. maddesinde değişiklik yapıldığı, sanıkların üzerlerine atılı suçun 6086 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten önceki haliyle 5237 sayılı TCK'nın 257/3-1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle aynı Kanunun 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan sanıkların sorgu tarihleri ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK'nm 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Yasanın 322 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, 26/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.