Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/11/2012 tarih ve 2011/401-2012/267 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12/06/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl ve birleşen davada davalılardan .... Bank A.Ş. Vekili Av. .... ve ...vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 95.947 USD'yi .... Şubesi'ne yatırarak hesap açtırdığını, banka yetkililerinin iyi faiz getireceğini söyleyerek yaptıkları telkin ve tavsiye sonucunda paranın .... hesabına yatırıldığını, daha sonra paraya çekmek istemesine rağmen çekmediğini, paranın tahsili için İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2001/1240 esas sayılı dosyası ile dava açtığını ancak davanın erken açılan dava gerekçesi ile reddedildiğini ileri sürerek 95.947 USD'den fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması talebi ile şimdilik 1.000 TL'sinin hesabın açıldığı 06/12/1999 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İşbu dava ile birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/120 esas sayılı dosyasında davacı vekili, aynı hususları tekrar ederek 95.500 USD'nin 06/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a. maddesine göre işlemiş faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, zamanaşımının dolduğunu, davacının serbest iradesiyle daha fazla faiz getirisi sağlayan yatırım alternatifi olarak kıyı bankacılığını tercih ettiğini, iradesinin yanıltılmasının söz konusu olmadığını, davacının gerekli özeni göstermemiş olmasından davalı bankanın sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
...tarafından dava konusu borç üstlenilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı asıl dosyada 1.000 TL talepte bulunmuş olup, dava tarihindeki merkez bankası kurlarına göre (dava tarihindeki 1 USD 1.8570 TL) 538,50 USD yaptığı, davacının bankaya toplam

yatırdığı miktarın 95.947 USD olup, 95.947 USD -538,50 USD = 95.408,50 USD kaldığı, bu nedenle asıl davadaki miktar nedeniyle birleşen dosyanın kısmen kabulü ile 95.408,50 USD ve asıl dosyadaki 1.000 TL'nin davalıdan tahsilinin gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 1.000 TL'nin 06/12/1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile, birleşen davanın ise kısmen kabulü ile 95.408,50 USD'nin 06/12/1999 tarihinden itibaren devlet bankalarının bir yıl vadeli USD cinsi mevduata uyguladığı en yüksek orandaki faizi ile birlikte davalılardan .... BANK A.Ş. ve üstlenen ...den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalı .... BANK A.Ş – TMSF(borcu üstlenen) vekili temyiz etmiştir.

1- Mahkemece verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz dilekçesi, temyiz defterine kaydettirilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.

Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre harca tabi ise temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin hakime havale ettirilmesi ile yetinilmiştir. Temyiz defterine kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 esas,1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK`nın 434/3. maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre, somut olayda, temyiz defterine kayıt bulunmadığından, bu İBK'nın uygulanması gerekmemektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesine konu temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2- Davalı .... BANK A.Ş – TMSF(borcu üstlenen) vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı .... BANK A.Ş – TMSF(borcu üstlenen) vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı .... BANK A.Ş – TMSF(borcu üstlenen) vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine temyiz eden davalı .... Bank A.Ş. harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, alınmadığı anlaşılan 103.00 TL temyiz başvuru harcı ile 50.40 TL temyiz ilam harcının davacıdan alınmasına, 12/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.