Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacı işçinin davalı işverene ait işyerinde 14.02.2010-15.01.2015 tarihleri arasındaki dönemde çalıştığını, teknik işler görevlisi olarak görev yaptığını, haklı neden olmadan işten çıkartıldığını ileri sürerek fark kıdem tazminatı, ücret, fazla mesai ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının davalı işverene ait işyerinde kapıcı olarak çalıştığını, işe giriş tarihinin 27.07.2010 olduğunu, asgari ücretle çalışmaya başladığını, 01.01.2012 tarihinden itibaren aylık ücretinin 1.250,00 TL'ye yükseltildiğini, 23.12.2013 tarihinde siteye yeni bir personel alınması üzerine işlerinin azalması dikkate alınarak aylık ücretinin yeniden tespit edilerek ödendiğini davacı işçinin her hangi bir itirazda bulunmadan yapılan ödemeleri aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının kıdem tazminatı almaya hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Taraflar arasında davacının fazla çalışma ve genel tatil ücretinin hesabı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını ve genel tatillerde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma ve tatil alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın ve genel tatil çalışmasının yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde davacının 14.02.2010 tarihinde davalı sitede çalışmaya başladığı, ancak çalışmaya başladığı dönemde site boş olduğundan davacının maaşının gecikmeli olarak 15.07.2010 tarihinde ödenmeye başlandığı iddia edilmiş, davalı ise site yönetim teşkilatının 13.07.2010 tarihinde oluştuğunu savunmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgeler, dava dilekçesindeki açıklamalar ile tanık beyanlarından davacının davalı sitede 14.02.2010 tarihinde fiilen çalışmaya başladığı ancak, site henüz boş olduğundan 15.07.2010 tarihine kadar fazla mesai yapacak şekilde ve genel tatil günlerinde çalıştığını kanıtlayamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, fazla mesai ve genel tatil ücreti hesabı sırasında 14.02.2010-15.07.2010 tarihleri arasındaki dönemin dışlanması gerekmektedir.

Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.