Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, çeyiz ve ziynet eşyalarının aynen iadesi, olmadığı takdirde 15.000 TL bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, bir kısım çeyiz eşyalarının aynen iadesine olmadığı takdirde bedelinin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının seni annenin evine götüreyim biraz dinlen diyerek davacı eşini annesinin evine bıraktığını, bir daha arayıp sormadığını, davacının müşterek eve dönmek istemesine rağmen davalının duyarsız kaldığını, eşinin evi terk ettiği iddiası ile boşanma davası açtığını, davacının psikolojik travma nedeni ile tedavi gördüğünü, hastaneden müşterek eve dönmek istemesine rağmen eşinin annenin yanında kal diyerek ikna ettiğini, davacının evi terk etmek düşüncesi ile hareket etmediğinden çeyizleri ve ziynetlerinin evde kaldığını, 10.000 TL ziynet bedeli, 5.000 TL çeyiz eşyası olmak üzere 15.000 TL bedelin tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının dava dilekçesinde bildirdiği 2 adet yorgan, 1 adet battaniye, 1 adet yatak örtüsü, perde ve yastık ile beraber, 1 adet salon halısı, 3 adet yatak odası halısı, 3 adet el örgüsü paspas, 3 camlık tül perde, 1 adet ütü ve ütü masası, 1 adet mikser ve su ısıtıcısı, 1 adet tencere takımı, 1 adet fincan takımı, 1 adet baharat takımı, sürahi ile beraber 1 adet bardak takımı, 1 adet güğüm, 1 adet leğen, 1 adet nevresim, 40 adet başörtüsü, 10 adet eşarp, 10 adet havlu, dantel takımı, 2 takım bornoz, 1 adet çamaşır makinesi örtüsü, 1 adet buzdolabı örtüsü, 1 çift terlik, 1 çift kapalı ayakkabı, özel giyim eşyaları olan iç çamaşırları, yelekleri kazaklar olmak üzere bu eşyaların kendilerinde olup vermeye hazır olduklarını, bunların dışında davacıya ait başka eşya, ziynetlerin kendisinde bulunmadığını, sadece 1 adet alyans kaldığını, bu alyansı da davacı taraf parmağından çıkartıp attığı için davalının onu yerden alarak sakladığını, bu alyansı da iade etmeye hazır olduklarını, davacıyı müşterek evden ayrılması için zorlamadığını, davalının evde olmadığı sırada davacının annesi ile müşterek eve gelerek bağırıp çağırıp yüzüğü atarak evden ayrıldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, tarafların evlenip kısa bir süre sonra ayrı yaşamaya başladıkları, davalının kendisinde kaldığını kabul ettiği alyansı 21.09.2011 tarihli oturumda davacı asile mahkeme huzurunda teslim ettiği, davalının bir takım eşyaların kendisinde olduğunu ve vermeye hazır bulunduğunu bildirip bir kısım eşyalar yönünden davayı kabul ettiğini, davacının talep ettiği çeyizleri ve ziynetleri yönünden davasını ispat edemediği, bunun için yemin teklif etme hakkı bulunduğu bildirilmesine rağmen davalıya yemin teklif etmediklerini, davalının kabul ettiği çeyiz eşyaları 2 adet yorgan, 1 adet battaniye, 1 adet yatak örtüsü, perde ve yastık ile beraber 1 adet salon halısı, 3 adet yatak odası halısı, 3 adet el örgüsü paspas, 3 camlık tül perde, 1 adet ütü ve ütü masası, 1 adet mikser ve su ısıtıcısı, 1 adet tencere takımı, 1 adet fincan takımı, 1 adet baharat takımı, sürahi ile beraber 1 adet bardak takımı, 1 adet güğüm, 1 adet leğen, 1 adet nevresim, 40 adet başörtüsü, 10 adet eşarp, 10 adet havlu, dantel takımı, 2 takım bornoz, 1 adet çamaşır makinesi örtüsü, 1 adet buzdolabı örtüsü, 1 çift terlik, 1 çift kapalı ayakkabı, özel giyim eşyaları olan iç çamaşırının davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise davacı tarafından giderken götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun ona bağışlanmış sayılır ve iadesi gerekir. Davacı tanıklarından ..... davacı ... ile davalı ... ve Üçköy köyü muhtarı ...., davacının annesi ve kendi eşi .... olduğu halde Kozlu Belediyesi karşısında bulunan parkta konuştukları sırada davalı ...'nin düğünde takılan ziynetleri borcu olması nedeni ile bozdurup harcadığını beyan ettiğini yeminli beyanı ile bildirmiştir. Dinlenen davacı tanıkları ziynetler konusunda davacının savlarını doğrulayacak şekilde net, açık ve ayrıntılı bilgi vermişlerdir. Davalı tarafından borcun ödenmesi için dava konusu ziynetlerin bozdurulduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davada ispat külfeti yer değiştirmiştir. Davalı, iade edilmemek üzere söz konusu ziynetlerin kendisine verildiğini kanıtlamadıkça iade ve tazmin ile yükümlü olduğundan ve bu ziynet eşyalarının davacının rızası ile bozdurulup geri verilmemek kaydı ile harcandığı hususu davalı tarafından kanıtlamadığından, davacı davasını tanık beyanları ile ispat ettiğinden ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.