Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalılardan İ.. S.. tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, 01/01/2011-31/12/2011 tarihlerini kapsayan kira sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kar kaybı ve yoksun kalınan devlet desteği (müspet zarar) istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tam iki yanlı (karşılıklı) sözleşmelerde, yanlardan her biri hem alacaklı ve hem de borçlu durumundadır. Bu nitelikteki bir sözleşmede borçlunun temerrüdünden söz edebilmek için B.K.nun 81. maddesine göre, bir yanın kendisine düşen borcu yerine getirmiş olması ya da yerine getirmeye hazır olduğunu öteki yana bildirmiş olması gerekir. Böyle bir durumda, edimini yerine getirmiş olan ya da getirmeye hazır olduğunu öteki yana bildirene alacaklı, henüz edimini yerine getirmeyene de borçlu denir. İşte, tam iki yanlı (karşılıklı) sözleşmelerde borçlunun temerrüdü durumunda alacaklı, BK. 106. maddesinde düzenlenen edimin (borcun) aynen yerine getirilmesi ve gecikmeden dolayı uğradığı zararın tazminini istemek, edimin aynen yerine getirilmesini reddederek, uğradığı olumlu (müspet) zararın tazminini istemek ya da edimin aynen yerine getirilmesini reddederek sözleşmeden dönerek (akdi feshetmek) ve olumsuz menfi zarar için tazminat istemek seçeneklerinden birini tercih edebilir.
Olayımıza gelince; taraflar arasındaki 01/01/2011 başlangıç tarihli, bir yıl süreli kira sözleşmesi ile 714 ve 2232 parsel sayılı iki adet tarlanın kiraya verildiği, kira bedeli olan 21.000 TL nin peşin olarak ödendiği uyuşmazlık konusu değildir. Kiralananın zamanında teslim edilmediği de tarafların kabulündedir. Dava konusu taşınmazların teslim edilmemesi üzerine davacı kiracı tarafından Torbalı 2. İcra dairesinin 2011/2285 esas sayılı dosyası ile peşin ödenen kira bedelinin tahsili için 23.571,78 TL lik takip yapıldığı, davalı kiralayan tarafından 05/10/2011 tarihinde icra dosyasına peşin ödenen kira bedeli ve faiziyle tamamı ödenerek icra dosyasının infazen işlemden kaldırıldığı anlaşılmıştır.. Bu durumda davacının peşin ödediği kira bedellerinin geri verilmesini istemekle B.K.nun 106. madddesindeki seçimlik hakkını (yetkisini) sözleşmeden dönme yolunda kullanmıştır. Davacı kiracı sözleşmeden dönmekle, bu sözleşme ilişkisi geçmişe etkili olarak ortadan kalkmıştır. Dönme hakkı bozucu yenilik doğuran haklardandır. Gerçekten bu yetkinin kullanılması var olan bir
hukuksal ilişkiyi ortadan kaldırır. Dönme ile sona eren sözleşme ilişkisi artık sonuç doğurmayacağı gibi önceden doğmuş borçlarda son bulacağından yanların bozmadan önce birbirlerine verdikleri şeyler var ise bunların karşılıklı olarak geri verilmesi gerekir. Açıklanan bu nedenle davacı kiracı döndüğü kira sözleşmesine dayanarak, davalı kiralayandan müspet zararının tazminini isteyemez, ancak varsa menfi zararının belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.