Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.10.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_KARAR_
Davacı, 648 ve 649 parsel sayılı taşınmazları yararına davalılara ait 651 ve 652 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, 648 ve 649 parsel sayılı taşınmazlar yararına 651 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Somut olayda; Aleyhine geçit hakkı kurulan 651 parsel sayılı taşınmazın geçit hakkı kurulan kesiminde motopomp, kulübe ve sera bulunduğu, bunların yerinin değiştirilerek geçit güzergahının dışına çıkarılması gerektiği bildirilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere geçit hakkı kurulurken fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca ve objektif esaslara uygun olarak yararına geçit kurulacak taşınmaz ile aleyhine geçit kurulan taşınmazların vasıf ve nitelikleri gözetilmek suretiyle en uygun yer belirlenerek buradan geçit kurulmalıdır. Dosya içinde bulunan bilirkişi rapor ve krokisinden 5 numaralı seçeneğin olarak işaretlenen 644 ve 647 parsel sayılı taşınmazların fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca en uygun güzergah olduğu halde bu seçeneğin tercih edilmeme nedeni gerekçeleri ile açıklanmadan üzerinde motopomp, kulübe ve sera bulunan taşınmazın tercih edilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan; geçit hakkı kesintisiz olarak kurulmalıdır. Davacıya ait 648 ve 649 sayılı parseller lehine geçit kurulmuş ise de, bu taşınmazlar arasında bağlantı sağlanmamıştır. Bu nedenle ya davacıya kendisine ait 648 ve 649 parsel sayılı taşınmazları arasında “akdi geçit hakkı” kurdurma olanağı tanınmalı ya da istek halinde hükmen davacının taşınmazları arasında kesintisiz olarak ulaşımı sağlayacak şekilde geçit hakkı tesis edilmelidir.
Değinilen hususlar yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Karar açıklanan bu nedenlerle bozulmalıdır.
Kabule göre de; 650 ve 651 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine dava açıldığı halde 650 parsel sayılı taşınmaz hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de doğru görülmemiştir.
Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 04/10/2011 tarihinde oy birliği ile karar verildi.