Davacı, ücret, ikramiye ve ilave tediye fark alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı işçi, davalı bakanlık emrinde çalıştığını, 7- 14.dönem Toplu İş Sözleşmelerinin tarafı olan Türkiye Orman İşçileri Sendikası üyesi olduğunu 31.12.2004 tarihinde sona eren toplu iş sözleşmesinin ardından ... Orman İş Sendikası ile imzalanan 1. ve 2. dönemler toplu iş sözleşmelerinden yararlandığını ileri ücret artışlarının hatalı ve eksik uygulandığını beyanla, ücret, ilave tediye ve ikramiye fark alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı işveren, alacakların zamanaşımına uğradığını toplu iş sözleşmelerinin 40. maddesine uygun olarak yevmiye tespitlerinin yapılarak ücretlerine yansıtıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, istek konusu dönemde eksik ödeme yapıldığının bilirkişi raporu ile belirlendiği gerekçesiyle davaya konu taleplerin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacı işçi 1. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin imzalandığı 09.03.2009 tarihinde sendika üyesi olduğunu ileri sürmüş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının sendikanın muvafakati ile 1. ve 2. Dönemler Toplu İş Sözleşmelerinden yararlandırıldığı açıklanmıştır. Dosyada üyelikle ilgili belgeler olmadığı gibi, sendikanın muvafakatine dair bir belgeye de rastlanmamıştır.
Davacının sendikaya üyelikler ile varsa üyelikten çekilme belgeleri ve varsa sendikanın yararlanma yönünde muvafakat yazısı getirtilmeden eksik incelemeyle karar verilmesi hatalıdır.

3- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı işçi 1991 den itibaren kıdem terfiden yararlandırılmıştır. Ancak dosya içeriğinden davacının mevsimlik işçi olarak çalışıp çalışmadığı anlaşılamamaktadır.
İstek konusu dönemde yürürlükte olan toplu iş sözleşmelerinde, kıdem terfii 33. maddede düzenlenmiştir. Maddenin başlığı “Daimi işçilerin Kıymetlendirme Fişlerine Dayalı Kıdem Terfii” olup, madde içeriğinden de sözü edilen terfi için daimi işçi olarak çalışılması gerektiği açıktır.
Toplu iş sözleşmesinin 35. maddesinde sendika üyesi olan işçilerin üyeliğin sendikaya bildirilmesinden itibaren daimi işçiler gibi toplu iş sözleşmesinden yararlanacakları yönünde kurala yer verilmiş ise de sözü edilen hükmün, ücret artışı ile diğer sosyal hakları ilgilendirdiği kabul edilmelidir. Zira toplu iş sözleşmesinin 25. maddesinde daimi işçi ile mevsimlik işçi tanımları yapılmış ve 33. maddede kıdem terfi sadece daimi işçiler için öngörülmüştür. Mevsimlik işçinin üyeliğin bildirildiği andan itibaren toplu iş sözleşmesinin tüm hükümlerinden yararlanabileceği kabul edildiğinde, toplu iş sözleşmesinde öngörülen daimi işçi ile mevsimlik işçi arasındaki ayrımın nedeni ortadan kalkar. Zira 2822 sayılı Yasa gereği üyeliğin işverene bildirildiği tarihten itibaren toplu iş sözleşmesinden yararlanılacağından, daimi işçilerle mevsimlik işçilerin toplu iş sözleşmesinin tüm hükümlerinden yararlanması söz konusu olur. Toplu iş sözleşmesinde açıkça daimi işçilerle mevsimlik işçilere ait tanıma yer verilmesi ve 33. maddede açıkça daimi işçilere kıdem terfii öngörülmesi sebebiyle düzenlemenin amaçsal yorumu yapıldığında mevsimlik işçilerin kıdem terfi haklarının olmadığı kabul edilmelidir. Toplu iş sözleşmesinin 35. maddesi hükmü, sendika üyesi olan mevsimlik işçilerin, sözleşmede açıkça daimi işçilere sağlanan haklar dışında kalan hükümleri bakımından sonuç doğurur.
Yapılan bu açıklamalara göre davacı işçi yönünden mevsimlik statüde çalışılan dönem için kıdem terfi hesabı yapılmamalıdır. Başka bir anlatımla davacının henüz daimi kadroya alınmadığı, mevsimlik işçi olarak çalışılan dönem için kıdem terfi zammı hesabı ile yevmiye tespiti hatalıdır. Sözü edilen durum ileriye dönük olarak yevmiyeyi etkilediğinden zamanaşımına uğramayan dönem hesabını da ilgilendirmektedir. Bu yönlerden öncelikle davacının mevsimlik veya daimi işçi olarak çalışıp çalışmadığı belirlenmeli, gerekirse bilirkişiden denetime elverişli şekilde hesap raporu alınmalı ve rapor mahkemece değerlendirmeye tabi tutularak sonuca gidilmelidir.

4- Hüküm altına alınan ücret farkı ile ikramiye alacakları için bilirkişi raporunda belirtilen ödeme tarihlerinden itibaren faize karar verilmiştir. Hüküm fıkrasında her bir alacak kalemi yönünden miktar belirtilerek faiz başlangıç tarihlerinin gösterilmemesi infazda tereddüde sebebiyet verir. Mahkemece, yapılacak inceleme sonucu bakiye bir hakkın varlığının belirlenmesi durumunda kabul edilen ücret ve ikramiye miktarları ayrı ayrı hüküm fıkrasında gösterilmeli ve faiz başlangıçları da denetime elverişli şekilde belirtilmelidir.

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, 21.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.