Davacı, kıdem tazminatı, izin ücreti alacağı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, bayram ve genel tatil ücreti, ücret alacağı, ikramiye ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan sosyal hakların ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işçi, dava dilekçesinde davacının davalı nezdinde 1981-2004 yılları arasında çalıştığını, bu çalışmasını aralıksız ve kesintisiz olmak üzere sürdürdüğünü, hizmetine ilişkin bildirimlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna eksik yapıldığını, bu günlerin ücretlerinin ve diğer haklarının da ödenmediğini, davalı kurumda sendika ve toplu iş sözleşmesi bulunduğunu, her yıl verilen iki ikramiye ve ilave tediye ücretinin ödenmediğini, kıdem tazminatının toplu iş sözleşmesi gereği her yıl için 35 günlük ücretten ve fiili çalışmasına göre hesaplanması gerektiği halde böyle yapılmadığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, yıllık izin ücretlerinin yanlış hesaplandığını iddia ederek fark kıdem tazminatı ile izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, bayram ve genel tatil ücreti, ücret, ikramiye ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan sosyal hakların davalıdan tahsiline karar verilmesine talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren, davacının 1976-2006 yılları arasında mevsimlik işçi pozisyonunda çalıştığını, mevsimlik işçilerin işverence işin niteliği itibariyle mevsimlere bağlı olarak yıl içinde ancak belirli zamanlarda, belirli sürelerle veya yıl içinde periyodik olarak belli zaman ve belli sürelerle çalıştırılmak üzere süreli veya adam/ay hesabına göre bütçe kanunlarınca vizesi alınmış işçiler olduğunu, idarece adam/ay ne kadar verilirse ona göre mevsimlik işçi çalıştırıldığını, idarece adam/ay ve ödenek bittikçe mevsimlik işçilerin iş aktinin askıya alındığını, iş mevsimi açıldığında yine iş akitleri imzalanarak sigorta girişlerinin yapıldığını, davacının da kesintisiz değil iş aktinin askıya alındığı sürelerin dışında idarelerinde görev yaptığını, davacının çalıştığı gün kadar sigorta priminin eksiksiz ödendiğini, herhangi bir dönemde sigortasız olarak çalıştırılmadığını, davacının kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının da eksiksiz ödendiğini, fazla mesaisinin olmadığını, resmi tatillerde çalıştırılmadığını, kıdem tazminatı alacağının 10 yıllık, diğer ücret alacaklarının da 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, idarelerinde mevsimlik işçilerle ilgili olarak müfettiş görevlendirildiğini, müfettiş raporunda işçilerin mevsimlik işçi olarak çalıştırıldığı ve akitlerin askıya alındığı dönemde çalıştırılmadıklarının yazılı olduğunu, müfettiş raporlarının güçlü delil olduğunu ve tanık ifadeleriyle çürütülemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davacının davalı idare nezdinde daimi işçi pozisyonunda sürekli ve kesintisiz çalıştığı gerekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeni ile reddine,
2-Davacının hizmet süresi taraflar arasında ihtilaf1ıdır.
Mahkemece davacının sigortalı hizmet cetvelinin aksine bilirkişi raporu doğrultusunda 1989-2004 yılları arasında kesintisiz çalıştığı kabul edilmiş ise de, bu kabul dosya kapsamına uygun değildir. Zira mahkemenin kararına gerekçe olarak aldığı tanık beyanları davacının kesintisiz çalıştığını kabul için yeterli değildir. Tanıkların bir kısmı davacının kesintisiz çalıştığı iddiasını doğrulamamışlardır. Diğer tanık beyanları ise soyuttur. Ayrıca yine gerekçe olarak iş nöbet çizelgelerinden bahsedilmiş ise de bu hususta belge ya da bilirkişi tarafından yapılan bir tespit bulunmamaktadır. Bazı işçilerin şikayeti üzerine işyerinde inceleme yapan iş müfettişi tarafından da işçilere ilişkin bir usulsüzlük saptanmamıştır. Bu hali ile davacının belirli tarihler arasında kesintisiz çalıştığını ispat edememesine rağmen hizmet süresinin kesintisiz olduğunun kabulü hatalıdır.
3-Davacının yıllık izin ücreti ihtilaflıdır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının daimi işçi olduğu kabul edilerek yıllık izin süresi ve ücreti hesap edilmiştir. Davacının yoğunluklu olarak yangın sezonunda çalıştığı dikkate alındığında ayrıca toplu iş sözleşmesi hükmüne göre mevsimlik işçi olduğu ortadadır. Mevsimlik işçilerin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 53.maddesine göre yıllık izin hakkı yoksa da taraflar arasında uygulanan toplu iş sözleşmesinin 62.maddesi ile belirli bir süre çalışmak kaydı ile yıllık izin hakkı tanındığından davacının yıllık izin süresinin ve ücretinin buna göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
Kabule göre de bu alacağa fesih tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalıdır.
4-Davacının ücret alacağı olup olmadığı hususu ihtilaflıdır.
Davacı vekili davacının ücretlerinin ödenmediğini iddia ederek ücret alacağı talep etmiştir.
Mahkeme ise davacının son iki aylık ücretini almadığını kabul ederek buna göre kendisi hesaplama yaparak ücret alacağına hükmetmiş ise de, davacının son iki aylık ücretinin ödenip ödenmediği tam olarak saptanmadan karar verilmiştir.
Mahkemece davacının ücret alacağı olup olmadığı bordro, banka kayıtları gibi diğer belgeler celp edilip tam olarak saptandıktan sonra buna göre giydirilmemiş çıplak ücret üzerinden hesap ettirilerek hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde hem de giydirilmiş ücret üzerinden hesap edilen ücret alacağına hükmedilmesi doğru değildir.
5-Davacının ikramiye alacağının ödenmediği taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Davacı vekili davacının ikramiye alacağının ödenmediğini iddia etmiştir.
Davalı vekili davacının alacaklarının ödendiğini savunmuştur.
Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda dosya arasında bulunan imzasız bordrolardaki ikramiye alacağının ödenmediği kabul edilerek bu miktar alacak hüküm altına alınmış ise de, davalının ödemelerin banka aracılığıyla yapıldığı yönündeki savunması da dikkate alınarak davacının lehine davalı tarafından bordro ile tahakkuk ettirilen ikramiye alacaklarının ödenip ödenmediğinin tespiti bakımından davacının ücretini aldığı banka kayıtlarının celbi ve gerekirse bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre ikramiye alacağına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalıdır.
6-Davacının ilave tediye alacağının ödenmediği taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Davacı vekili davacının ilave tediye alacağının ödenmediğini iddia etmiştir.
Davalı vekili davacının alacaklarının ödendiğini savunmuştur.
Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda dosya arasında bulunan imzasız bordrolardaki ilave tediye alacağının ödenmediği kabul edilerek bu miktar alacak hüküm altına alınmış ise de, davalının ödemelerin banka aracılığıyla yapıldığı yönündeki savunması da dikkate alınarak davacı lehine davalı tarafından bordro ile tahakkuk ettirilen ilave tediye alacaklarının ödenip ödenmediğinin tespiti bakımından davacının ücretini aldığı banka kayıtlarının celbi ve gerekirse bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre ilave tediye alacağına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalıdır.
Kabule göre de bu alacağa fesih tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru değildir. Ayrıca yasal faiz yerine işletme kredisi faizine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA,peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.