Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

A-Suça sürüklenen çocuk ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuğa atılı suçların yasa maddesinde öngörülen cezalarının üst sınırı uyarınca, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 66/2 ve 67/2. maddelerine göre, suçların tabi bulunduğu 4 yıllık olağan dava zamanaşımının gerçekleştiği anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk ... müdafisinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak, başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davalarının, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 66/2 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gözetilerek DÜŞMESİNE,

B-Sanık ... hakkındaki hükümlerin temyizine gelince;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;

1-Başka suçtan farklı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda hükümlü olduğu anlaşılan sanığın, savunmasında duruşmadan bağışık tutulma talebi bulunmaması karşısında, hükümlerin açıklandığı 02/04/2015 tarihli son oturumda SEGBİS yoluyla veya bizzat duruşmada hazır bulundurulması sağlanıp, yüzüne karşı hükümler kurulması gerektiği gözetilmeksizin yokluğunda mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 193 ve 196. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,

2-Sanığın aşamalarda tehdit ve hakaret suçlamalarını kabul etmemesi karşısında, olayın aynı zamanda tanığı konumunda olan ve söz konusu eylemlere ilişkin delilin, soruşturma aşamasındaki ifadesinden ibaret olduğu anlaşılan şikayetçi ...'ın, yargılama aşamasında Mahkemeye sunduğu dilekçesinde yeni adresini de bildirmesine rağmen beyanı tespit edilmeden hükümler kurulması suretiyle, CMK'nın 210/1. maddesine aykırı davranılması,

3-Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Bu şekilde kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Somut olay kapsamında, sanığın şikayetçiye yönelik sarf ettiği kabul edilen "lan" şeklinde kaba hitap tarzı niteliğindeki sözün, şikayetçinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi,

4-Kabule göre de;

a-Sanığın adli sicil kaydında bulunan Menemen 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/130 esas, 2011/726 sayılı ilamının tekerrüre esas alınması gerekirken, 18 yaşından küçük olduğu dönemde işlediği suçtan dolayı kurulan mahkumiyet hükmünün tekerrüre esas alınması suretiyle, TCK'nın 58/5. maddesine aykırı davranılması,

b-Sanığın, lehe Kanun hükümlerinin uygulanmasını talep etmesi karşısında, hükmedilen kısa süreli hapis cezalarının, mükerrir olması da gözetilerek, hakaret ve kasten yaralama suçları açısından TCK'nın 50/1. maddesinde yazılı bulunan adli para cezası dışındaki seçenek yaptırımlardan birine, tehdit suçu açısından ise anılan maddedeki seçenek yaptırımlardan her hangi birine çevrilip çevrilmeyeceğinin tartışılmaması,

c-TCK'nın 125/4. maddesinde öngörülen aleniyetin oluşabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi karşısında, suçun işlendiği yer de gözetilip, aleniyet ögesinin oluşup oluşmadığının tartışılmaması,

d-Hakaret eyleminde aleniyet unsurunun oluşmadığına kanaat getirilmesi halinde; 17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle değişik CMK'nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK'ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi'nin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 esas, 2021/4 sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK'nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa'nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 7 ve CMK'nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... 'nun temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnameye uygun olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, hakaret suçundan yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayıp sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 16/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.