Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-Sanık ...'in yokluğunda kurulan hükmün, adı geçen sanığa usulünce tebliğ edilmediğini savunarak eski hale getirme ile birlikte hükmü temyiz eden müdafisinin dilekçesi incelendiğinde, sanığa 04/11/2015 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükmü, sanık müdafisinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK'nın 310. maddesinde belirtilen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra 10/02/2016 tarihinde temyiz ettiği anlaşıldığından, sanık ... müdafisinin, tebliğnameye uygun olarak, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi gereğince, ESKİ HALE GETİRME ve TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2-Sanık ...'in yokluğunda kurulan hükmün, 04/11/2015 tarihinde usulünce tebliğ edilmesine rağmen sanığın, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK'nın 310. maddesinde belirtilen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra 18/12/2015 tarihinde temyiz talebinde bulunması nedeniyle, temyiz isteminin reddine ilişkin karar yasaya uygun bulunduğundan, bu karara karşı sanık ... tarafından yapılan temyiz isteminin, tebliğnameye uygun olarak, 1412 sayılı CMUK'nın 315/2. maddesi gereğince REDDİNE, Yerel Mahkeme'nin 18/12/2015 tarihli ret kararının ONANMASINA,
3-Sanık ...'in temyiz başvurusunun incelenmesine gelince;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalardan ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi'nin, 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmiş olması nedeniyle, uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'in temyiz iddiaları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, ancak bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktasının tebliğnameye uygun olarak, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca, hüküm fırkasından TCK'nın 53/1-b maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkarılması suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun olan HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.