Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1) Sanığın, olay öncesinde arkadaşlık yapıp ayrılmaları nedeniyle anlaşmazlık yaşadığı katılana gönderdiği, “İzmir’i terk et, karşıma çıkma, kaybedecek bir şeyim yok emin ol” şeklindeki mesajların olayın oluşu ve bütünlüğü değerlendirildiğinde; TCK’nın 106/1-2. cümle kapsamındaki sair tehdit suçunu oluşturduğu ve şikayetin devam ettiği gözetilmeden yasal olmayan gerekçeyle sanık hakkında yüklenen suçtan beraat kararı verilmesi,
2) Sanığın eyleminin TCK’nın 106/1-2. cümle kapsamındaki sair tehdit suçunu oluşturduğunun kabulü halinde ise; sanık hakkında TCK’nın 106/1-1. cümle kapsamındaki tehdit suçundan cezalandırılması için dava açılmış olması karşısında; TCK’nın 106/1-2. cümle kapsamındaki sair tehdit suçunun CMK’nın 253/3. maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla, aynı Kanunun, 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 18/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.