Taraflar arasında görülen davada; Mahkemece, dava konusu 1270 parselde tapuya kayıtlı taşınmaz üzerindeki 3 katlı binanın %10,26'sının davalı ...'e bakiyesinin davacıya ait olduğunun tespitine, dava tarihi olan 25/03/2014 tarihi itibari ile ... hissesinin 7,085,81 TL olduğunun da tespitine ; diğer davalılar ... ile ... hakkında açılan davanın taraflar arasında sulh olduğu davacı tarafından 06/10/2015 tarihli dilekçe ile bildirildiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karar, davalılardan Şükrü Ahmet vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Dairece dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü .

Davacı vekili, dava konusu taşınmazda bulunan bodrum üstü üç katlı binanın müvekkilince meydana getirildiğinin tespitini talep etmiştir .
Davalılar davanın reddini savunmuştur .
Mahkemece, dava konusu 1270 parselde tapuya kayıtlı taşınmaz üzerindeki 3 katlı binanın %10,26'sının davalı ...'e bakiyesinin davacıya ait olduğunun tespitine, dava tarihi olan 25.03.2014 tarihi itibari ile ... hissesinin 7,085,81 TL olduğunun da tespitine; diğer davalılar ... ile ... hakkında açılan davanın taraflar arasında sulh olduğu davacı tarafından 06.10.2015 tarihli dilekçe ile bildirildiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karar, davalılardan Şükrü Ahmet vekili tarafından temyiz edilmiştir .

muhdesatın tespiti istemine ilişkindir .
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad. 722,724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın mülkiyetinin arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad.114/1-h, 115).
Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir .
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1270 parsel sayılı taşınmazda tarafların paydaş olduğu, taraflar arasında İzmir 9.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/61 Esas numarasıyla ortaklığın giderilmesi davasının derdest olduğu, Mahkemece gerekçe kısmında davacının dava konusu binayı inşa ettiğinin sübut bulmadığı, tüm çocukların binada katkısı olduğu hususu belirtilmesine karşın davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmiş olduğu sabittir .

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılardan Şükrü Ahmet vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi .