Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu 172 ada 15 parsel (öncesi 2903 parsel) sayılı taşınmaz üzerine vekil edeninin ev ihtiyacının olması ve murisi olan ...’un taşınmazda 1/2 oranında pay maliki olması nedeniyle 40 yıl önce 2 katlı ev (mutfak-tandır evi), depo ve garaj yaptırdığını açıklayarak anılan yapıların muhdesat olarak davacıya aidiyetini talep etmiştir.
Davalılardan ... ve ... vekili ile davalılardan ... ve ... vekili cevap dilekçelerinde, davacının kendisinin yaptırdığının ileri sürdüğü muhdesatların tamamının muris ... tarafından yaptırılmış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalılardan ... ve ... ise kendilerine usulüne uygun biçimde yapılan tebligatlara rağmen davaya cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Davalılardan ... 21.10.2014 tarihli 2. celsede davayı kabul ettiğini mahkemeye beyan etmiştir.
Mahkemece, dava konusu 172 ada 15 parsel sayılı taşınmaz maliki olan taraflar arasında derdest olan bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı, davalılardan ... ve ... tarafından sözkonusu parsel hakkında Kazan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/397 Esas sayılı dosyasında açılan ortaklığın giderilmesi davasında davacıların sözkonusu parsel hakkındaki davalarını atiye bırakmaları nedeni ile mahkemece anılan taşınmaz hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, hal böyle iken davacının muhdesat tespiti davası açmakta güncel hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad. 114/1-h, 115). Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olayda dosya kapsamından taraflar arasında ve dava konusu 172 ada 15 parsel (eski 2903 parsel) sayılı taşınmaz hakkında Kozan Sulh Hukuk Hukuk Mahkemesinde 01.10.2010 tarihinde 2010/397 Esas numaralı dosyada ortaklığın giderilmesi davası açıldığı bu davanın davacıları olan ... ve ... vekilinin 172 ada 15 parsel (eski 2903 parsel) sayılı taşınmaz hakkında davanın atiye bırakılması talebinde bulunması üzerine mahkemece anılan dava konusu taşınmaz yönünden karar verilmesine yer olmadığı kararı verildiği ve verilen kararın 26.05.2016 tarihinde kesinleştiği, daha sonra ve henüz muhdesat davası hakkında mahkemece nihai karar verilmeden önce dava konusu 172 ada 15 parsel (eski 2903 parsel) sayılı taşınmaz hakkında Kozan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/23 Esas sayılı dosyasında 05.02.2015 tarihinde yeni bir ortaklığın giderilmesi davası açıldığı ve davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. Muhdesat tespiti davasının henüz sonuçlanmadığı, hakkında nihai karar verilmediği bir aşamada dava konusu 172 ada 15 parsel (eski 2903 parsel) sayılı taşınmaz hakkında Kozan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/23 Esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davası açıldığına ve derdest olduğuna göre artık muhdesat davası yönünden açılmış ve derdest olan bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiği söylenemez. Bu nedenle mahkemece dava konusu taşınmaz hakkında açılmış ve derdest olan ortaklığın giderilmesi davasının bulunduğu göz önüne alınarak tarafların iddia ve savunmaları çerçesinde delillerinin toplanması ve sonucuna göre davanın esası hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 18.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.