Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, itirazın iptali ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, tahliyeye ve itirazın kısmen iptaline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının eşi.... ile davacı arasında 10.03.2003 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi olduğunu, ....ölünce sözleşmede müteselsil kefil olan davalı eşinin aynı şartlarda taşınmazı kiraladığını, 2008 Aralık ayından bakiye 1640 Euro, 2009 Ocak ve Şubat ayları kira bedeli 2100 Euro olmak üzere toplam 5840 Euro’nun karşılığı 12643 TL’nin ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline ve tahliyeye karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde, taraflar arasında kira ilişkisi olmadığını, davalının eşi kiracı.... öldükten sonra işlerin tasfiyesi için kısa süreli olarak davalının işyerini işlettiğini, daha sonra taşınmazı tahliye ederek anahtarları teslim ettiğini savunarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının tahliyesine alacağın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

1-Davalı vekilinin alacağa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 10.03.2003 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinde aylık kira miktarı 1400 Euro olarak kararlaştırılmış ve her ayın beşine kadar ödenmesi öngörülmüştür. Sözleşmede ayrıca artış şartı bulunmamaktadır. Davacı icra takibine konu ayların kirasının 2100 Euro olduğunu iddia ettiğine ve davalı da buna karşı çıktığına göre öncelikle davacı aylık kiranın 2100 Euro olduğunu kanıtlamak zorundadır. HUMK.nın 288.maddesi (HMK.nun 200.maddesi) uyarınca bu konuda tanık dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Davacı başkaca yazılı delil sunamadığına göre, delilleri arasında yemin deliline de dayandığından davacının davalıya kira miktarı konusunda yemin teklif etme hakkının bulunduğunun hatırlatılması ve varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

2-Davacı vekilinin alacağa yönelik temyiz itirazlarına gelince; Her ne kadar davacıya ait banka hesap ekstresine göre alınan bilirkişi raporu doğrultusunda alacağa hükmedilmişse de, hesap ekstresinde kimin tarafından yatırıldığı ve hangi aylara ait olduğu belli olmayan ödemelerin de talep edilen aylara ilişkin ödemeler olarak kabulü doğru değildir. Bu durumda, mahkemece taraflara bu husustaki delileri sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.

3-Davacı vekilinin inkar tazminatına ve davalı vekilinin tahliyeye yönelik itirazlarına gelince; yukarıda belirtilen bozma kapsamına göre davacı vekilinin inkar tazminatına davalı vekilinin tahliyeye yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Yukarıda yazılı nedenlerle davacı ve davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 04.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.