Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davacı ve davalılardan ... ve ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, 633(yeni 12)-634 (yeni 38) ve 638 (yeni 26) parsel No’lu taşınmazların ortaklığın giderilmesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile taşınmazların satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ve davalılar ... ve ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Paydaşlığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça (muhtesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhtesatın bir kısım paydaşlara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhtesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa, bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhtesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza, ne kadarının muhtesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhtesata isabet eden kısım muhtesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara dağıtılır.
Bütünleyici parçanın arzın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhtesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir..
Olayımıza gelince; dava konusu edilen ve satışına karar verilen 633 (yeni 12) No’lu parsel üzerindeki evin davacıya, 634 (yeni 38) No’lu parsel üzerindeki evin davalı ... ve ev temelinin davalı ...’e ve 638 (yeni 26) No’lu parseldeki evlerin davalılar ... ve...’e ait olduğu konusunda yargılama sırasında ittifak sağlanmış, söz konusu bütünleyici parçalar bilirkişi raporunda da gösterilmiştir. Bu durumda mahkemece yukarda açıklanan ilkeler çerçevesinde oran kurulmak suretiyle satış bedelinin ortaklara dağıtılması gerekirken oran kurulmaksızın bütünleyici parçaların aidiyetinin satış aşamasında gözetilmesine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yargılama sırasında dava konusu edilen taşınmazların parsel numaralarının değişmesine karşın eski parsel numaraları üzerinden satışlarına karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.