İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira parasının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın kaldırılması, kiralananın tahliyesi ve icra inkar tazminatının tahsiline ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmesi üzerine karar davalı borçlular vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre temyiz eden davalılardan kiracı ...'ın temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalılardan kefil ...'nin temyiz itirazlarına gelince;
Takibe ve davaya dayanak yapılan ve karara esas alınan 30.1.2008 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu sözleşme ile davacı alacaklı, kiralananı davalı borçlu ...’a kiralamış,sözleşmeyi davalı borçlu ... kefil sıfatı ile imzalamıştır. Sözleşmenin imza bölümünde kefilin imzasının altında “kefilliğim her yenilenen kira döneminde de geçerlidir” ibaresi yer almaktadır. Davacı alacaklı Manisa 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010 / 665 sayılı dosyası ile Ocak-Haziran 2010 arası aylar kirası, Ağustos 2010 ayı kirası, 140 TL Haziran 2009 ayı kira farkı, aylık 1.310 TL’den Temmuz-Aralık 2009 arası ve Eylül 2010 ayları kira farkı ile aylık 1.330 TL Temmuz 2010 ayı kira farkı ve işlemiş faizinin tahsili için davalı borçlular hakkında icra takibi yapmış, davalı kefil bir yıllık kefalet süresinin sona erdiğini belirterek itirazda bulunmuştur. Sözleşmeye göre davalı borçlu ...’nin kira borcuna kefil olması Borçlar Kanunu’nun 486. maddesinde düzenlenen adi kefalet niteliğinde olup, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının kira sözleşmesinde gösterilmesi gerekir. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresinde ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir. Kaldı ki anılan madde hükmü gereğince alacaklı kiralayanın kefile yönelebilmesi için borçlunun iflas etmesi veya hakkında icra takip olunup da alacaklının kusuru olmaksızın takibin semeresiz kalması ya da borçlu hakkında Türkiye’de tahkikat icrasının imkansız hale gelmesi gerekir. Davada bu koşulların hiç biri gerçekleşmediğinden kefil hakkındaki istemin reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Yukarda (1) No’lu bentte yazılı nedenlerle kararın borçlu kiracı ... hakkındaki kısmının ONANMASINA, yukarda (2) No’lu bentte yazılı nedenlerle kararın borçlu kefil ... hakkındaki bölümünün BOZULMASINA, onanan kısım için temyiz harcı peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 4.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.