Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai ücreti, ikramiye ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

1-Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/2. maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun ........1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, 5521 sayılı Kanun'da açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15. maddesindeki düzenleme gereği 1086 sayılı Kanun'un 427/2. maddesindeki kesinlik sınırının ... mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt ... mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu sebeple seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Dosya içeriğine göre temyize konu edilen alacak miktarı hüküm tarihi itibariyle 1.690,00 TL'lik kesinlik sınırı kapsamında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE,

2-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,

3-Davacı, davalı tarafından ... sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğinden bahisle, ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ikramiye alacağı ve ödenmeyen ücret alacağı istemiştir.
Davalı taraf, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, vekalet ücretinin miktarı noktasında toplanmaktadır.

Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesinde tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise vekalet ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, ancak asıl alacak miktarı 3.333,33 TL’ye kadar olan davalarda avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümünde, icra mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu ücret olduğu, ancak bu ücretin asıl alacağı geçemeyeceği düzenlenmiştir
Somut olayda, toplam 1.373,63 TL alacağın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 12. maddesine göre 400,00 TL maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, 164,84 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle hüküm fıkrasının 4. bendinin silinmesine, yerine,
“4-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre 400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin eklenmesine ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 21.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.