Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 10.10.2017 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilenler vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan ...’ın maliki olduğu 1007 parsel sayılı taşınmazı davalı oğlu ...’e bağış suretiyle, onunda damadı olan diğer davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiğini, mirasbırakanın okuma yazma bilmeyip işlem tarihinde yaşlılığı ve hastalığı nedeniyle yaptığı işlemin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin bulunmadığını, iradesinin fesada uğratılarak bağış işleminin yapıldığını, davalılar arasındaki devrinde muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, ehliyetsizlik iddiasının ispatlanamadığı ancak muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesi ile davanı kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1007 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan adına kayıtlıyken 26.10.1982 tarihinde bağış suretiyle davalı oğlu ...’e, onun tarafından da 29.12.2005 tarihinde satış suretiyle davalı damadı ...’a temlik edildiği, 1900 doğumlu mirasbırakan ...’ın 05.02.1983 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacı çocukları ... ve ... ile davalı oğlu ..., kendisinden önce ölen çocukları ... ve ...’ten olma dava dışı torunlarının kaldıkları anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, bağış, geçerli bir işlem olup koşullarının varlığı halinde ancak tenkise tabi olur ve bağış suretiyle yapılan temlikler bakımından 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri yoktur.
Somut olayda, çekişme konusu taşınmazın 26.10.1982 tarihinde bağış suretiyle davalı ...’e temlik edildiği gözetildiğinde olayda 01.04.1974 tarihli ve ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmayıp, koşulların bulunması halinde Türk Medeni Kanununun tenkis hükümlerinin uygulanması suretiyle bir karar verilmesi gerekeceği ancak eldeki davada tenkis yönünden de bir isteğin olmadığı açıktır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edenler vekilleri için 1.480.00.-'er TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.