Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanığın yokluğunda verilen kararın, duruşmada bildirdiği en son adres ile aynı olan MERNİS adresine öncelikle Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliği, bunun mümkün olmaması durumunda ise aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve öğrenme üzerine gerçekleştirilen temyizin süresinde olduğu kabul edilerek, temyiz isteminin reddine ilişkin 24/11/2015 tarihli ek karar kaldırılarak dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Sanığın aşamalarda ...’dan alacağını istediğini çıkan tartışma sırasında ...’un kendisine bıçak çektiğini, ...’un ise mermer parçalarını kendisine fırlattığını beyan etmesi karşısında; soruşturma aşamasındaki anlatımlarından olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisi olduğu anlaşılan tanıklar ..., ..., ... ve ...’in tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılıp dinlenerek sonucuna göre, haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık ... ve müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.