Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, mirasbırakanları ...’ın kayden maliki olduğu 62 ada 35 parsel sayılı taşınmazın, murisin yaşlılığından ve ehliyetinin olmamasından yararlanılarak alınan vekaletname ile davalı torunu ...’e, ondan da diğer davalı ...’e satış suretiyle temlik edildiğini, davalıların el ve iş birliği içerisinde hareket ettiklerini, devrin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek ehliyetsizlik nedeniyle tapu kaydının iptali ile mirasbırakan adına tesciline, mümkün olmazsa muvazaa nedeniyle tapunun iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, bununda mümkün olmaması halinde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı ..., taşınmazı iyiniyetle satın aldığını, davacılar ile diğer davalıların birlikte hareket ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalılar bir savunma getirmemişlerdir.
Mahkemece, işlem tarihinde mirasbırakanın ehliyetsiz olduğu, son kayıt maliki davalı ...’in de Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesinde düzenlenen anlamda iyiniyetli 3. kişi konumunda olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı ... vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 03.10.2017 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avkuat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, 4721 sayılı TMK. nun 28. maddesi uyarınca ölümle hukuki şahsiyet son bulur. Diğer taraftan kamu düzenine ilişkin bulunan sicil tutma ilkesi gözetildiğinde hâkimin doğru sicil tutmakla yükümlü bulunacağı da tartışmasızdır. O halde mahkemece dosyada bulunan mirasbırakan ...’a ait veraset ilamına göre davaya konu taşınmaz yönünden tüm mirasçılar adına payları oranında tescil hükmü kurulması gerekirken ölü kişi adına tescil kararı verilmiş olması doğru değildir.
Ne var ki; anılan bu husus yeniden yargılamayı gerekli kılmadığından hükmün 1. fıkrasındaki “Davanın KABULÜ ile ... ili, ... ilçesi, ... Mah. 62 ada, 35 parselde kayıtlı taşınmazın davalılardan ... adına olan tapu kaydının iptaline, taşınmazın ... TC No'lu 01/07/1924 ... doğumlu ... oğlu ... adın kayıt ve TESCİLİNE” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak, yerine “ Davanın KABULÜ ile ... ili, ... ilçesi, ... Mah. 62 ada, 35 parselde kayıtlı taşınmazın davalılardan ... adına olan tapu kaydının iptaline, taşınmazın ... ve ...’den olma 01.07.1924 doğumlu mirasbırakan İ...’a ait veraset ilamındaki mirasçıları adına miras payları oranında tesciline” ibaresinin yazılmasına, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.