İstinaf başvurusunun esastan reddi

Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteminin; müvekkilinin atılı suçu işlemediğine, şikayetçinin dinlenilerek ses analizi yaptırılması gerektiğine yönelik taleplerinin karşılanmadığına, eksik inceleme ile hükmün kurulduğuna, bu nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu anlaşılmıştır.

Sanığın savunmaları ile şikayetçinin soruşturma aşamasındaki beyanlarına ve dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediği, engel mahkumiyetinin bulunması nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin uygulanmaması yönünde Yerel Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Ancak,

1.Sanığın atılı suçlamayı kabul etmemesi ve telefonundaki kişinin kendisi olmadığı yönündeki beyanları karşısında, olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisi olduğu anlaşılan şikayetçi ... Y.'nin tanık sıfatıyla olayın oluş şekline ilişkin dinlenilmeden veya hukuki dayanağı gösterilip dinlenilmesine gerek bulunmadığına dair bir karar verilmeden, soruşturma aşamasındaki beyanı da duruşmada okunmadan, ayrıca CD içerisindeki kayda alınan sesin sanığa ait olup olmadığı hususunda ses analizi yaptırılmak suretiyle araştırıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

2.Kabule göre de,
Sanığın, suç tarihinden sonra 22.12.2016 tarihinde kesinleşen İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11.04.2012 tarih, 2010/460 Esas, 2012/863 sayılı ilamının tekerrüre esas alınamayacağı, sabıka kaydının incelenmesinde ise sanığın tekerrüre esas başka bir sabıkasının da bulunmadığı anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun'da hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü hallerde, aynı Kanun'un 61. maddesinde öngörülen ölçütlere göre somut olay irdelenip, anılan Kanun'un 3. maddesindeki fiille orantılı ceza verilmesi ilkesi de gözetilerek, öncelikle seçenekli yaptırımlardan hangisinin seçildiğinin gösterilmesi, sonrasında da alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesi gerektiğinden, seçimlik ceza öngören hakaret suçunda mükerrir olmayan sanık hakkında, sanığın hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile cezalandırılmasının hangi sebeple somut olayın koşullarında zorlayıcı toplumsal bir ihtiyaçtan kaynaklandığı açıklanmadan orantılılık ilkesine aykırı şekilde hapis cezasının tercih edilmesi,

Nedenleriyle karar hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.10.2024 tarihinde karar verildi.